top of page
Schoolgirl with Books

Ernest Hemingway - Akıntı Adaları

Hemingway'in ölümünden sonra yayımlanan Akıntı Adaları; güçlü betimlemeleri olan, bol diyaloglu, duygu yüklü, denizin ve balıkçılığın çokça geçtiği bir metin.


Ernest Hemingway
Ernest Hemingway (1899-1961)

Ernest Hemingway (21 Temmuz 1899-2 Temmuz 1961)


Ernest Hemingway, Chicago şehrinin batısındaki Oak Park beldesinde, beş çocuklu bir ailenin iki erkek çocuğundan biri olarak doğmuştur. Yaz tatillerini Michigan Gölü kıyısında geçirdiği için avlanmayı, balık tutmayı, su sporlarını küçük yaşta öğrenmiş; deniz tutkusuyla büyümüştür. Bu tutkusunu da birçok eserinde işlemiştir. Liseden mezun olunca bir gazetede muhabir olarak çalışmaya başlamış, savaş zamanında gönüllü olarak ambulans şoförlüğü yapmış, sonrasında yaralı olarak yatırıldığı hastanede bir hemşireye âşık olup terk edilmiştir. Hemingway bu aşkı “Silahlara Veda” eserinde işlemiştir. Savaş sonrası gittiği Paris’te yaşadığı sıralar Scott Fitzgerald, Gertrude Stein, James Joyce gibi isimlerle tanışmış; onların etkisiyle yazmaya hız vermiştir. Çok fazla seyahat etmiş, birden çok evlilik yapmış, her zaman politik konuların içinde bulunmuştur. Hemingway okuru olarak bunların eserlerine yansıdığını söyleyebilirim. 


1952 yılında “Yaşlı Adam ve Deniz” eserini  yazmış, aynı eserle 1953 yılında Pulitzer Ödülü’nü, 1954 yılında da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır. Komite, “Anlatı sanatındaki ustalığı ve çağdaş stil üzerinde uyguladığı etki için” ödülü almaya hak kazandığını söylemiştir. Hemingway yakın zamanda kaza geçirdiği için ödülü almaya gidememiş ama konuşmasını iletmiştir. Özellikle şu sözleri çok ilgimi çekti: “Yazmak en iyi haliyle yalnız bir yaşamdır. Hakiki bir yazar için her kitap yeni bir başlangıç, erişebileceğinin ötesini hedeflediği yeni bir denemedir. Yazarın işi söylemek istediklerini yazmaktır, konuşmak değil.”


Akıntı Adaları
Ernest Hemingway - Akıntı Adaları - Bilgi Yayınevi / Fotoğraf: Sema Öklü

Akıntı Adaları


Hemingway 1961 yılında ölmüş ve bir kısmı yayımlanmamış önemli miktarda el yazmalarını geride bırakmıştır. Akıntı Adaları, 1950 yılında başlayıp 1951 yılında kabaca bitirdiği, üç bölümden oluşan bir eseriymiş. Eşinin tesadüfen bulmasıyla 1970 yılında ölümünden sonra basılan ilk eserlerinden olmuş. Eser sade, yalın, güçlü betimlemeleri olan, bol diyaloglu, duygu yüklü, denizin ve balıkçılığın çokça geçtiği bir metin. Bunlarla beraber karakter odaklı okunursa anlam kazanıyor. Kitabın en dikkat çeken yerlerinden biri de başkarakterin ad ve soyadının sürekli birlikte kullanılmasıydı. Bunun karaktere dikkat çekmek, birey odaklı okumak için yapıldığını öğrendim ve kitabın tamamını okuyunca bunu daha iyi anlamış oldum.


Hemingway eserlerinde kendi hayatından, arkadaşlarından, eşlerinden ve yakın çevresinden çokça etkilenip karakter yaratmada ustadır. Bu kitabında da ressam arkadaşı Henry Strater’i, kendi hayatından izlerle birleştirip Thomas Hudson karakterine dönüştürmüştür. 


Thomas Hudson; Bahamalar’ın Bimini Adası’nda inzivaya çekilmiş, sakin bir hayat yaşayan bir ressamdır. Mevsim geçişlerini sever, çoğu günleri evinde çalışır, bencil ve disiplinsiz bir adamdır. İki ayrı evlilik yapmış, üç oğlu olmuştur. Evliliklerinde başarılı olmasa da çocukları ve resimleri hayatta değer verdiği şeylerdir. İlk bölümde çocukların yaz tatili için adaya gelişi, babalarıyla balık tutma maceraları ve aralarındaki ilişkiyi okuyoruz. Sonra okuru şok eden bir bölüm sonu ve ani bir geçişle ikinci bölüm başlıyor. Bölüm sonunda okuduğum şeyin şoku ve ani gelişen olaylar, okurken kopukluk hissi yarattı. Hemingway eseri kendi tamamlasaydı daha farklı olabilirdi, diye düşündüm. 


İkinci ve üçüncü bölümde bambaşka bir Thomas okuyoruz. Hayattan kopmuş, amaçsız, umutsuz, çaresiz ve huzursuz bir adam oldu. Ağır kayıplar yaşayan insanların acıyla başa çıkma şekilleri farklı olur. Acıyla bir arada yaşayamaz ve farklı yollara sapar. Bu konuyla ilgili şu alıntı beni çok etkiledi. “Acı ancak ölümle tedavi olurdu ama yine de başka şeylerle körletilebilir ya da uyuşturulabilirdi. Zaman da acıyı tedavi eder deniyordu. Ama eğer ölüm dışında bir şeyle tedavi ediliyorsa, bu büyük bir olasılıkla gerçek acı değildi. Her şeyi körleştirdiği gibi acıyı da geçici olarak körleştiren şey içkiydi. Bir başkası da çalışmak.”


Thomas da yaşadıkları sonrasında kendini alkole verdi, kedisiyle aşk yaşadığına inandı. Hemingway burada hayvan sevgisinin iyileştirici gücüne ve sahip olduğu altı parmaklı kedisine atıfta bulunmuş. Thomas bir süre sonra iç hesaplaşmalarını ve ölümü sorgulamayı bırakıp, Amerikan ordusu için denizde keşif yapmaya başladı. Kendisini işe yarar hissetmek, bir şeyler başarmak isteğiyle çabaladı durdu. Bir yerde delilikle savaştı bile diyebiliriz. Okurken her ne kadar gereksiz işler gibi görünse de, ayakta kalma yöntemiydi bu. Sonunda başarılı oldu mu, bilemem. Hemingway okura bırakmış. 


Bence başarılı olamadı, çünkü bazı acılarla başa çıkılamaz. 


Yazarın hayatını ayrıntılı olarak araştırdığımda Thomas’ın yaşadığı iniş çıkışları kendisinin de yaşadığını okudum. Başarısız evlilikleri, çocukları, kayıpları ve kendiyle başa çıkamadığı zamanlarda yaptıkları onun da hayatının sonunu getirmiş. Hayatı deli dolu yaşayanların ruh sağlığını koruması, kırılganlıklarını onarması kolay değil. Dünya edebiyatına böyle özel eserler bırakan Hemingway içinde kolay olmamış. Savaşları, kazaları, hastalıkları atlatan ruhu depresyonu atlatamamış. 


“Hayat hakkında yazabilmek için önce onu yaşaman gerekir,” diyerek hayata veda etmiş. 



Yazar: Sema Öklü 


Instagram: @kitapsemasi 


 

Alıntılar


“Yapacak o kadar iyi resim var ki, eğer gerçekten elinden geldiğince iyi yapar, başka bir şeye karışmaz ve yalnız resim yaparsan, işte o zaman doğru olan şeyi yapmış olursun. Bunu yapabilmek için hayata da sımsıkı sarılmalısın.”

“İnsanı insan yapan özlemdir. Ama bunun insanı öldürdüğünü akıllarına getirmezler hiç.”

“Elde edemeyeceğin şeyler içinde elde edebileceklerin de vardı ve bunlardan biri de mutlu olduğun zamanı bilmek ve bu, henüz elindeyken ve iyiyken tadını çıkarabilmekti.” 

 

Yayınevi: Bilgi Yayınevi


Çevirmen: Mehmet Harmancı


Sayfa Sayısı: 440


Ebat: 13,3x19,5 cm


Baskı Yılı: 2018


Kategori: Roman


3 comentarios


aysegultopcusesli
28 may

Bu bilgilendirici yorum için çok teşekkürler, okumamız gereken eserleride biri. Yazarı ve eseri araştırınca daha da anlamlı bir okuma oldu benim için. Nice okumalara


Me gusta

ongungulsah
25 may

Çok güzel, çok detaylı, bilgilendirici bir yorum olmuş; iyi ki okuduk, benim sevdiğim kitaplar arasına girdi. Tom’un yaşadığı tüm duygudurumları üzülerek hissettim ben, kolay şeyler yaşamadı ve herkes bazı şeyleri çok kolay aşmak zorunda da değil.

Me gusta

ez_simsek
25 may

Eserlerindeki tipik karakteri bu eserinde de uzun uzun yazmış Hemingway. Yorum çok güzel ve bilgilendirici olmuş 💖

Me gusta
Schoolgirl with Books
bottom of page