Schoolgirl with Books

Fransız Edebiyatından İki Durak: Madame Bovary & Eugénie Grandet

Flaubert'in Madame Bovary ve Balzac'ın Eugénie Grandet romanlarına realist romantik bir bakış.


Flaubert ve Balzac
Gustave Flaubert (1821-1880) - Honoré de Balzac (1799-1850)


Emine Öykü Güner
Çizim: Emine Öykü Güner

Madame Bovary (1856)


Birinci durağımız olan Madame Bovary romanında Flaubert, önce kesip parçalayıp sonra birleştiren bir metot kullanır. Ve romanın genelinde bir cerrahın soğukkanlılığı hâkimdir. Roman kahramanına, bir hekimin hastasına yaklaştığı soğuklukla yaklaşır. Gustave Flaubert’in böyle bir yöntem izlemesinin altında yatan neden, elbette çocukluğundaki anılarına ve bir cerrahın oğlu olmasına dayanır. Küçükken camdan izlediği ameliyatlar onun analitik bir düşünceye sahip olmasını sağlar. Bu durum yazma biçimi hatta dünyayı kavrama stilini şekillendirir.


Bu soğukkanlılık ve izlediği metotla gerçekçilik akımının en önemli temsilcilerinden biri olduğunu söylersek yanlış olmaz. Madame Bovary’de de genel bir gerçekçilik söz konusu. Ancak karakterler romantizmi temsil etmektedir.


Flaubert’in karakterleriyle romantizmi temsil etmesindeki en büyük amaç birey ile dünya arasındaki zor ilişkiyi aydınlatma gayesine dayanır. Genel anlamda da bireyin düş kırıklığını işler. Ancak döneminde konusu gereği Madame Bovary anlaşılamıyor ve aile yapısını bozduğu gerekçesiyle dava açılıyor. Dava açılması her ne kadar kötü bir olay gibi gözükse de bu olay kitabın ününü artırıyor.


Döneme göz attığımızda sanayi devrimi, sınıfsal değişimlerin ortaya çıkışı gibi önemli meseleler dikkatimizi çeker. Madame Bovary’de bunlar var mı diye bakacak olursak aslında görünürde aşkı hatta birçok aşkı anlatan bir roman. Ancak alt metni okuduğumuzda sınıfsal değişimle ilgili birçok mesajı barındırdığını görebiliriz.


Daha romanın başında iktidarı ele alan sınıfın çalışırsa yükseleceğine bir gönderme yapılmıştır: “Okulun çalışma salonundaydık, kapı açılıp içeri müdür girdi, arkası sıra da setre pantolon giymiş bir yeni öğrenciyle birde, koca bir sıra yüklenmiş bir hademe geliyordu. Uyuklayanlar gözlerini açtı ve herkes, sanki dersine dalmışken birdenbire gürültü duyup şaşalamış gibi ayağa kalktı. Müdür oturmamızı işaret etti; sonra etüt öğretmenine dönüp yavaş sesle: — Bu efendiye göz kulak olursunuz, Mösyö Roger, dedi. Beşinciye giriyor. Çalışması, ahlakı ile kendini beğendirirse, büyükler arasına, yaşına göre bir sınıfa çıkarırız...” ve devamındaki kısımda yeni öğrenciye yapılan toplumsal bir gönderme var: “Kapının arkasında bir köşeye büzülmüş durduğu için pek de iyi seçilemeyen bu yeni öğrenci, bir köy uşağıydı; on beş yaşında kadar vardı, boyu da hepimizinkinden uzundu. Saçları köy kilise ilahicilerinki gibi, alnına yatırılarak düz kesilmişti; uslu, söz dinler ve pek tutuk bir çocuğa benziyordu. Omuzları öyle geniş değildi ama, siyah düğmeli, yeşil çuha setrenin koltukaltlarına dar geldiği belliydi; kol ağızlarından gözüken kırmızı bilekler de herhalde çıplak durmaya alışıktı. Askısını pek çektiği için, uzun konçlu mavi çorapları, sarımtırak pantolonunun altından meydana çıkıyordu. Ayaklarında iri iri, kötü boyanmış, çivili kunduralar vardı...”


Flaubert gerçekçilik akımının en iyi temsilcilerinden biridir. Hatta Madame Bovary’i de anlattığı olay örgüsünü gerçek bir intihar vakasından almıştır. Tabii ki yazar olmanın bir gerekliliği olarak bunu kendi dünyasındaki algılama biçimi doğrultusunda bize sunar.


Gelincikler
Claude Monet - Gelincikler - 1873

Eugénie Grandet (1833)


İkinci durağımızdaki romanı içerik ve biçim bakımından değerlendirmeden önce Balzac’ın eserini adlandırılış biçimine dikkat etmeliyiz. ‘İnsanlık Komedyası’ üst başlığının altında değerlendirdiği romanlar serisinden birisidir Eugénie Grandet. İronik tarzda yazıldığı başlıktan belli. Aslında bahsi geçen romanımız bir ironi tragedyasıdır. Realizm ve romantizmi bir arada ele alır. Ve bu akımı Balzac bize romanın iki ana karakteri üzerinden sunar. Yani ironiyi tüm bir romana yayar. Grandet Baba realizmi temsil ederken, Eugénie Grandet romantizmi temsil eder. Birbirlerinin zıttı olan iki karakterden bahsedilir.


Balzac kapsamlı konuları eserlerinde ele almayı seven bir yazar ve Eugénie Grandet'de de aynı özelliğini görüyoruz. İçerik olarak bir tarafın yeğeni diğer tarafın oğlu için eş olarak Eugénie’yi elde etme çabası gözler önüne seriliyor. Bunu yapma amaçlarının servetlerine servet katmak olduğu da açıkça dile getiriliyor. Ancak bu mesele romanın sadece iskeletini ve yönergesini oluşturuyor. Balzac bu olayın yardımıyla aşkı, saf aşkın doğuşunu, taşra ve Paris’in çatışmasını, bir insanın iç dünyasını da anlatmış oluyor. Yazarımız tüm bunları bir tiyatro eseri yazarcasına kurgulayıp bize aktarır. Önce dekor resmedilir. Ardından Grandet Baba’nın kişiliği tasvir edilir. Ve sayfa otuz dörtte “1819’da kasım ayının ortasında, geceye doğru, Koca Nanon salonun ilk ateşini yaktı...” satırlarıyla olay örgüsü işlenmeye başlanır, yani perde açılır.


Balzac'ın, Eugénie yardımıyla romantizmi bize nasıl aktardığına alıntılarla bakalım: “Işık yaşamın ilk aşkı ise, aşk da yüreğin ilk ışığı değil midir? Eugénie için de bu dünyanın nesnelerini duru duru görme zamanı gelmişti...” Karakterin iç dünyasını yansıtan satırlar. Eugénie’den devam etmek gerekirse romantizmin kişilikleri gizlemeyen, bireyi ön plana aldığı tutumunu yansıtan şu satırlara bakmalıyız: “...Eskiden kendisi için öylesine sıradan olan bu nesnelerin görünüşünde yepyeni güzellikler buldu Eugénie. Binlerce bulanık düşünce doğuyordu ruhunda, güneş ışınları dışarıda büyüdükçe onlar da orada büyüyorlardı. En sonunda, bedensel varlığı bir bulut sararcasına ruhsal varlığı saran şu belirsiz, açıklanmaz haz devinisini yaptı. Düşünceleri bu garip görünümün ayrıntılarına iyice uyuyordu, yüreğinin uyumuyla birlik kurdu...”


Grandet Baba için böyle satırlar ele almıyor Balzac. Ancak Grandet Baba’yı biz okuyuculara tüm gerçekliğiyle anlatmakta da gayet başarılı: “Mösyö Grandet hem kaplana benzerdi hem yılana: Yatmasını, büzülmesini, avını gözetlemesini, üzerine atlamasını bilirdi; sonra kesesinin ağzını açar, bir yığın eküyü kesesiyle yutar, sonra da yediğini duygusuzca, soğukça, yöntemle sindiren bir yılan gibi, sakin sakin yatardı...” Bu tasvire bakınca Eugénie ve onunla anlatılan romantizm de karşımıza çıkan duyguların, hayallerin, iç dünyanın yerini toplum gerçeklerinin, genel anlamda gerçekçi bir bakış açısının aldığını söyleyebiliriz.


* Flaubert, G. (Ekim, 2021). Madame Bovary. (Çev. Nurullah Ataç - Sabri Esat Siyavuşgil). İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları.


* Balzac, H. (Mart, 2021). Eugénie Grandet. (Çev. Tahsin Yücel). İstanbul: Can Yayınları.



Emine Öykü Güner


375 görüntüleme
Schoolgirl with Books