Schoolgirl with Books

İmza: Kadın - Kıymet Kalfat

Bu kitaptaki asıl amacımız şiddet gören, görmeye devam eden kadınların sesi olabilmekti.


İmza: Kadın
İmza: Kadın

İlk kitap söyleşimizi, önemli bir proje kitap olan, 41 yazar 41 yüreğin bir arada bulunduğu “İmza: Kadın” kitabının yazarlarından “Kıymet Kalfat” ile gerçekleştirdik. Tüm gelirlerinin şiddet mağduru kadınlara ve çocuklarına gidecek olan "İmza: Kadın" kitabından tanıdığımız sevgili yazar Kıymet Hanım’la yaptığımız sohbetimizi Pandabiyat okurlarıyla baş başa bırakıyorum.


Betül Usta: Merhabalar Kıymet Hanım sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Kıymet Kalfat: Merhaba, ben Kıymet Kalfat. 07.05.1988 Muğla doğumluyum. Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldum. Bir devlet okulunda İngilizce öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Profesyonel kitap kurdu, acemi bir yazarım.


B.U: Çok güzel bir proje kitapla sizi tanıdık, kitapta bulunan hikâyenizden ve kitabın amacından söz edebilir misiniz?

K.K: Kesinlikle “İmza: Kadın” çok değerli bir proje. Amacı halis olan her şey gibi bu kitabı benim gözümde kutsal kılan da bu. Şiddet gören kadınlarımıza ‘adını unutmadım ve unutmayacağım,’ demek amacımız. Satılan her bir kitabın geliri şiddet mağduru bir anneye teslim edilecek. Hikâyemin ismi “Mavi Kadın.” Şiddetin her türlüsünü yaşamasına rağmen, maviye tutunup küllerinden yeniden doğan bir kadını anlatıyorum.


B.U: Hikâyenizde bulunan karakterler gerçek karakterler mi yoksa tamamen kurgu mu?

K.K: Çok fazla ipucu vermeden, şu kadarını söyleyebilirim “Mavi Kadın,” gerçeklikle beslenen bir kurgudan oluşuyor.


B.U: Bu kadar önemli bir yaraya değinen İmza: Kadın kitabını özellikle kimler okumalı?

K.K: Bu muhteşem kitabı ilk olarak erkekler okumalı, böylece kadının gözünden görmeyi öğrenmeliler. Bu kitabı okuyan erkeklerin empati duygularının gelişeceğini düşünüyorum. Ayrıca elbette ki şiddetle yaşamak zorunda bırakılan kadınlarımıza ulaşmasını da yürekten dilerim. Onlar da yalnız değilim duygusuyla kendi devrimlerini gerçekleştirebilsinler.


B.U: Sizi bu kitapta olmaya iten sebepler neydi? Neden bu projede olmalıyım dediniz?

K.K: İlk proje kitabım “Hayatımın Dönüm Noktası” kitabındaki yazar arkadaşlarımızla sohbet ederken yüreği güzel, güçlü kadın editörümüz Ayşegül Poyrazoğlu bu fikri attı ortaya. Ve o kadar ani bir beyin fırtınasıyla konuyu ve tarzı oluşturduk. Ben de mutlaka bu projede yer almalıyım dedim. Kadını anlatacak kalemler çoğalmalı.


B.U: Kaç yazar arkadaşla beraber yazdınız?

K.K: Ben dahil 41 yazar arkadaşımız bu projede kalemlerimizin gücünü birleştirdik.


B.U: Harikasınız. Bu kadar çok kişi bir amaç için birlikteydiniz. Bizlere amacınızdan söz edebilir misiniz?

K.K: Bu kitaptaki asıl amacımız şiddet gören, görmeye devam eden kadınların sesi olabilmekti. Öykülere baktığımızda hepsindeki ortak nokta, karanlığın içinden çıkıp yaşam ışığını bulabilme vurgusudur.


B.U: Kadın dediğinizde zihninizde neler oluşuyor? Bu coğrafyada ve dünyada kadın olmak demek ne demek sizce?

K.K: Kadın dediğimde ucu bucağı olmayan bir tarla tahayyül ediyorum. Bereketli, üreten ve asla ah etmeden bu varoluşuyla halinden memnun bir varlıktan bahsediyoruz. Bu coğrafyanın kadınları genel anlamda baktığımızda yağmur duasına çıkmış, damarları çatlayan bir tarladır ve ıslanıp yeniden yeşillenmek istedikleri yağmur ‘ilgi, sevgi ve hoşgörü yağmuru’dur. Bizim kadınımız az halden anlamayla ya da sen de varsın, seni duyuyor ve görüyorum hissiyle en çorak toprakları yemyeşil buğday tarlasına dönüştürebilirler. Kurtuluş savaşında arka cephelerdeki asker kadınlarımızın torunlarıyız bizler.


B.U: Şiddetin her türlüsüne karşıyız elbette ama kadına şiddetin sonuçları nelerdir ve bu durumdan nasıl sıyrılabilir toplum?

K.K: Kadına şiddetin sonucu özgüveni olmayan kız çocukları ve bunların yetiştireceği çocuklardır. Düşünsenize ne kadar vehim bir durumdur bu? Özellikle şiddetin arttığı bu dönemde yetişen çocuklar ebeveyn olunca, gördüklerini yaşayıp yaşatacaklar. Kadınlar, susmam gerek (annem de aynısını yaşadı, ne olmuş ki, başa gelen çekilir,) düşüncesiyle; erkekler, benim hakkım ister vururum ister severim diye. Böylece insan olmaktan uzaklaşacağımız kanısındayım. İnsani duygulardan uzak ve birbirini asla tamamlayamayacak bireyler oluruz. Çünkü aslında kadın erkekle, erkek de kadınla tamamlanabilir. Ama böyle giderse kadın erkek birbirinden uzaklaşan sonbahar yapraklarına dönüşecektir.


Çözüm yine ebeveynlerde. Anne şefkati, baba merhameti öğretmeli çocuklarına. Böylece şiddetin önüne geçilebileceği kanaatindeyim.


B.U: Toplumu sevgi ve eğitim kurtaracak diyebilir miyiz?

K.K: Kesinlikle. Yeni toplumun temelinin sevgi olursa daha sağlam olacağına inanıyorum.



Kıymet Kalfat
Kıymet Kalfat

B.U: Yeni kitap projeleriniz var mı?

K.K: Sanırım ilk adımı atacak cesarete ihtiyacım vardı ve bu adımı atabilmek beni cesaretlendirdi. Evet, bir öykü kitabı hazırlığındayım. Yüzyılımızı konu alan öyküler biriktiriyorum.


B.U: Bir kalem olsaydınız önünüzdeki boş kâğıda neler yazardınız? Hangi kitabı yazmış olmayı isterdiniz?

K.K: “Gregor’un öfkeyle ezdiği hamam böceğine inat, şefkatle Karadul örümceğimle uzlaştım.”


Çünkü dönüşmek ne kadar acı verirse versin, elzemdir ve iyileştiricidir. Kalemine hayran olduğum Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” kitabını ben yazabilseydim keşke.


B.U: Kitaplar sizin için nasıl bir yol gösterici?

K.K: Kitaplar -klişe de olsa gerçek gerçektir- en iyi öğretmendir. Bir amaçla okunursa elbette ki. Kalemini geliştirmek isteyenlerin kitaplardan öğreneceği çok şey var. Öte yandan kitap bir kaçıştır, kurtuluş. Gıybet ederek de kendimizden uzaklaşabiliriz. Ama kitap okuyarak kendi içimize ayna tutar ve özümüzü geliştirebiliriz.


B.U: Bugüne kadar sizi derinden etkileyen bir kitap oldu mu?

K.K: Bir kitap seçmemi istemek haksızlık olur. Birini seçsem öbürünün hatırı kalır. Demin dediğim gibi Sabahattin Ali “İçimizdeki Şeytan,” Dostoyevski “Suç ve Ceza,” beni ben yapan kitaplardır.


B.U: İlk defa ne zaman yazmak istediğinizi fark ettiniz?

K.K: Yalnız bir çocuktum. Evimiz köyün ücra bir yerindeydi ve arkadaşlarım kitaplar olmuştu. Ortaokuldan beri yazıp yazıp sildiğim çokça defterim oldu.


B.U: Kitabınızı ilk kez elinize aldığınızda ne hissettiniz?

K.K: Başardım duygusuyla dolmuştum. Ve kendime ‘aferin,’ demiştim. Ama daha önümde uzun ve çetin bir yol var. Disiplin ve gayret etmem gerekiyor. Kader gayrete âşıktır.


B.U: Yazı yazmak hayatınızın neresinde?

K.K: Yazı yazmak benim kendime gerçekten bakabilmem demek. Yazmazsam huysuz ve aksi olabiliyorum. İçimde biriktirdiklerimi akıtabildiğim kaleme ve kâğıda şükürler olsun.


B.U: Yazma konusunda nelerden besleniyorsunuz?

K.K: Yaşamdan konu bulup, kitaplarla kendimi eğitiyorum. Konu bulmak bizim coğrafyamızda o kadar kolay ki. Diğer öykülerimin konusu da çoğunlukla kadınlar üzerine. Onların yalnızlıkları, güçlü ya da güçsüz yanları… Bizim toplumumuzda kız çocuğu çok konuşsa geveze, kahkaha atsa edepsiz sayılır; sayılmasın istiyor ve bunları anlatmaya çalışıyorum.


B.U: Kitaplar sizin için nasıl bir yol gösterici oldu?

K.K: Kitaplarla yalnız değilim dedim. Bak bu adam, kadın aynı senin gibi hissetmiş bundan kaç yıl önce ve yazdıklarımla okuyucularım bunu hissetsinler istiyorum. Teknik ve kelime bilgisi olarak da okumanın çok şeyi üst çizgiye taşıdığına inanıyorum.


B.U: Sizin için bir öykü ya da şiiri yazma süreci nasıl başlar?

K.K: Şiir yazma konusunda çok daha acemiyim. Ama öykü yazmaya kızımı doğurduktan sonra karar verdim. Her kitabımın ona miras olmasını ve umudu hiç kaybetmemesi için yazıyorum. Kızımın nezdinde tüm kız çocuklarına.


B.U: Okuduğunuz ilk kitap hangisiydi?

K.K: “Siyah İnci.” Onu hatırlıyorum.


B.U: Yazmaya nasıl karar veriyorsunuz? Kaleminizin fitilini ne ateşliyor?

K.K: Benim kalemimin fitili önceden öfkelerimdi. Ve yalnız hissetmem. Sanki biriyle konuşup rahatlıyordum yazarken. Ama artık daha disiplinliyim. Belirli bir programım var. Haruki Murakami’nin “Koşmasaydım Yazamazdım“ kitabını yazar arkadaşlarıma bu açıdan tavsiye ederim.


B.U: Şiir de seslendiriyorsunuz, bu fikir nasıl ortaya çıktı?

K.K: Bu soru inanılmaz mutlu etti, ayrıca minnettarım. Yaklaşık dört yıldır yine acemice sosyal platformda şiir seslendiriyorum. Belirli bir tarzım ve minik de olsa dinleyen kitlem var. Şiirler sanki dinlendirici bir büyüye benziyor ve e o tılsım gündelik telaşlardan sıyrılmamı sağlıyor. Onları seslendirirken ben olmaktan çıkıyorum. Her yayın kapanışında ağrıyan yerlerime krem sürmüş gibi oluyorum.


B.U: Son olarak Pandabiyat okurlarına ne söylemek istersiniz?

K.K: Pandabiyat okurlarına ve sizlere bana bu bölümü ayırdığınız için minnettarım. Herkes okumayı bitirir bitirmez kitabımızı temin etsin… Daha fazla muhabbet için hepinizi sayfama beklerim. Bol bol okuyun azizim, okumak iyileştirir.



Söyleşi: Betül Usta


 

Yayınevi: Birlikte Kitaplar


Sayfa Sayısı: 200


Kategori: Derleme / Antoloji

381 görüntüleme
Schoolgirl with Books