Schoolgirl with Books

İvan Sergeyeviç Turgenyev - Duman

Turgenyev “Duman” eserinde Avrupa kültürüne ve düşüncesine hayran olduğu çok şeyi dile getirmiştir. Bu sebeple Duman, hem kendisinin hem de diğer Rus yazarların eserlerinden farklı bir yere konmuş.


İvan Sergeyeviç Turgenyev
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883) - İlya Repin'in tablosundan ayrıntı.

İvan Sergeyeviç Turgenyev (9 Kasım 1818-3 Eylül 1883)


Rusya’da Orel şehrinde varlıklı bir ailede doğmuştur. Babası bir süvari albayı, annesi ise oldukça varlıklı bir aileden gelmektedir. Annesi toprak kölelerini kırbaçlattıracak kadar sert ve acımasız bir yapıya sahiptir. Annesinin bu tutumu Turgenyev'in hem edebi kişiliğinin oluşmasını hem de politik görüşlerinin temelini etkilemiştir.


Turgenyev, özel okullarda eğitim görmüş, özel hocalardan ders almış, Moskova ve St. Petersburg Üniversitelerinde Rus dili ve edebiyatı eğitimini tamamlamış, 1838-1841 yılları arasında Berlin Üniversitesinde felsefe okumuştur. Daha sonra St. Petersburg’a geri döner, iki yıl İçişleri Bakanlığında çalışır. İlk şiirlerinden “Paraşa”yı yazar ve Vissarion Belinski gibi edebiyatçılarla tanışıp, edebiyat çevrelerine girmeye başlar. 1944’te ilk öyküsü “Andrey Kolosov” yayımlandıktan sonra ertesi yıl bakanlıktaki görevinden istifa eder.


İvan Sergeyeviç Turgenyev, Fransa’da tanıştığı “Gustave Flaubert” ile sıkı bir dostluk kurarak, gerçekçilik akımının öncülerinden biri olmuştur.


Gençlik yıllarında avcılıkla ilgilenmesi, köylü ve tüccarlarla tanışıp vakit geçirmesi yazarlık hayatında ayrıcalık sağlar. “Bir Avcının Notları” kitabında deneyimlerini kısa öyküler halinde yazar. Kitabın yayımlandığı yıl Gogol vefat eder. “Gogol öldü! Hangi Rus’un yüreği buna dayanabilir? O yok artık, gitti! Ve ancak şimdi onun ne kadar büyük bir yazar olduğunu söylemeye hakkımız var.” diye yazan Turgenyev, gizli servisin dikkatini çeker ve kısa bir süre hapse atılır, sonrasında bir yıl yakından izlenir.


Berlin’de geçirdiği yıllar boyunca batının Aydınlanma Çağının önemini anlayan Turgenyev, Tolstoy’dan ve Dostoyevski’den birçok konuda farklı düşünmektedir. Yazar, dini sembol ve öğretilere önem vermek yerine sosyal sorunlara, toplumdaki adaletsizliklere karşı çıkan özgün hikâyeleri tercih etmiş, romanlarındaki karakterlere yeni, denenmemiş boyutlar katmıştır. Batı ile Doğu arasında kalan Turgenyev eserlerinde kendinden ve annesinden esinlenerek yarattığı karakterlerle korkusuzca yazmıştır. Yazarın en bilinen eseri “Babalar ve Oğullar”dır.


Duman
İvan Sergeyeviç Turgenyev - Duman (1867) / Fotoğraf: Sema Öklü

Duman (1867)


Duman, genç Rus Litvinov ile evli bir kadın olan İrina arasında geçen aşk ilişkisinin yanı sıra ağır bir Rusya eleştirisini konu alır. 1867 yılında yayımlanan roman Rus toprak reformunu, Rus toplumundaki farklı insanları, modernleşmeyi reddeden muhafazakârları, yönetimdeki eksikleri ve sorunları gözler önüne sermiştir. Kitap yayımlandığında vatanını aşağılayan şeyler yazdığı için Turgenyev bunak ilan edilmiş ve kınanmıştır.


İlk yüz sayfa tamamen eleştiri dolu, siyasi roman havasında. Bu bölümleri okurken kitaba odaklanamama, konuya hâkim olamama gibi problemler olsa da yazar keskin gözlemleriyle okura bir heyecan veriyor.


“Tabii bu arada çürümüş Batı’ya da verir veriştirirler. Bizi her konuda ezen Batı çürümüşmüş! Küçümsememiz de gerçek olsa bari” gibi hicivli cümleler kuran Turgenyev, sert üslubuyla da dikkat çekiyor. Eser eleştiri yönü ağır olsa da, bir anda kabuk değiştirir gibi yasak aşk konusuna geçişiyle okuru şaşırtan bir yapıya sahip.


Gençken âşık olduğu İrina’yı Almanya’nın Baden beldesinde gören Litvinov çocukça bir heyecan duyar. Karşısında bencil, kendini beğenmiş, çıkarcı bir kadın olduğunu anlamaz. Burada yaratılan karakterler Turgenyev’in kırk yıl peşinden koştuğu aşkı Paulina Viardot ile kendisiymiş. Onlar da imkânsız ve sürükleyen bir aşk yaşamış. Turgenyev İrina’nın yaptıklarını, nişanlısından ayrılan ve ülkesine dönüp topraklarını işleten Litvinov’u sade ve lirik bir dille anlatmış. Litvinov’un nişanlısına yazdığı mektuplarla şairliğindeki zarifliği göstermiş. Aşk klasiklerde olmazsa olmaz. İmkânsız aşklar, evlilikler, ayrılıklar, komplolar ağır başlayan bir eseri yumuşatıyor, okunması keyifli hale geliyor. Öyle ki okuduğunuz çok şeyi unutup karakterlerle konuşmaya başlıyorsunuz. Bu klasik kitapta da durum aynen böyleydi.


Ayrıca kitapta öyle bir son vardı ki, baştan sona okuduğum her şeyin ve kitabın adının açıklamasıydı. Başkarakterimiz Litvinov tren vagonunda bir aydınlanma yaşıyor: “Duman, duman, diye mırıldanır. Ansızın her şey dumanmış gibi geldi ona; her şey, Rus hayatı, insan hayatı; özellikle de Rus hayatı…” ve hayatında yaşadığı her şeyi düşünüyor.


Sürekli değişse de tekdüze, can sıkan, hep aynı olan şeyler iz bırakmadan kaybolur. Tıpkı bir duman gibi. Olaylar yaşanır, acılar çekilir, tartışmalar, konuşmalar olur. Sonra bir duman gelir ve her şey yok olur. Zengin, fakir, önemli ya da önemsiz herkes dumanla beraber kaybolur. Hayaller, duygular, öğütler, aşklar duman altında kalır.


Hızlı giden tren gibi hayat da hızla akar. Duman altında kalan olduğu gibi eleştirilen çok şey yönetimlerde ses bulur ve düzelme yoluna gider. Turgenyev “Duman” eserinde Avrupa kültürüne ve düşüncesine hayran olduğu çok şeyi dile getirmiştir. Bu sebeple Duman, hem kendisinin hem de diğer Rus yazarların eserlerinden farklı bir yere konmuş. Yaşadığı dönemde layık olduğu ilgiyi göremeyen ve dünyadan küskün ayrılan, ancak yıllar sonra saygı ve hayranlıkla anılan sanatçılar gibi İvan Sergeyeviç Turgenyev de öldükten sonra anlaşılmıştır.



Yazar: Sema Öklü


İnstagram: @kitapsemasi


 

Alıntılar


“Artık bizde de sağduyunun öne çıkacağını; bundan böyle bağımsızlık, halkçılık veya özgürlük bahaneleriyle Avrupa’nın duru, aydınlık mantığına aptalca, saçma bir kuyruk takmaya kalkışmayacağımızı, tersine yabancı da olsa güzel her şeyi benimseyeceğimizi düşünüyordum.”

“Demokrasi mutlu ediyor sizi, yüceltiyor, amaçlarınıza hizmet etmeye hazır… Ne var ki iki yanı keskin bir kılıçtır demokrasi…”

“Hammadde alıyor bizden Avrupa. Ama dikkatinizi çekerim sayın bayım: Bizim hammaddemizin iyi olması bile kötü koşulların sonucudur: Örneğin domuz kılımız kalın ve serttir, çünkü domuzlarımız işe yaramaz; köselemizin sağlamlığı ve kalınlığı ineklerimizin zayıflığından, içyağımızın iyiliği yarı yarıya sığır etiyle kaynatılmasındandır.”

 

Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları


Çevirmen: Ergin Altay


Sayfa Sayısı: 212


Ebat: 12,5x20,5 cm


Baskı Yılı: 2019


Kategori: Roman



552 görüntüleme
Schoolgirl with Books