Schoolgirl with Books

Karmaşa - Melisa Kantarcı



Havaların soğumasıyla kış da beyaz örtüsüyle yüzünü göstermişti. Camlardan yansıyan bembeyaz huzur, tam da evde olduğumuz ara tatil döneminde eline kahveni alıp dışarıyı doyasıya seyretmenin en huzurlu zamanıydı.


Kadın gözlerini dışarıya sabitlemişken karşı kaldırımdaki adam dikkatini çekti. Kadın, bir an için ‘bu soğukta dışarı da ne arıyor acaba,’ diye aklından geçirmeden edemedi. ‘Bu bir çılgınlık,’ diye düşünmeyi de ihmal etmedi.


Sonrasında adamı dikkatli bir şekilde incelediği zaman karşılaşma ihtimallerini göz ardı edemedi. Tekrar adama dikkatini verdiğinde karşı kaldırımda iskemlesini altına alıp oturduğunu fark etti. Adamın, dikkatini çekmek istediğini aslında yeni yeni anlıyordu. Adama şöyle bir bakarak tekrar süzdü. Dışarıdan ne kadar da özgüvenli, uzun boylu, ilgi çekici bir adam olduğunu fark etti. Aklına yakından tanıma hissi dadanmadı değil. Adamın elindeki bardağı fark etmesi kısa sürdü. Kahveyi uzatıp birlikte içiyoruz dercesine havaya kaldırması kadının daha da ilgisini çekti. Sonrasında perdeyi kapatıp kendini geri çekmek istese de içindeki bir hisse engel olamadı. Kahvesini alıp üstünü alelacele giydikten sonra hızla merdivenlerden indi. Karşı kaldırımdaki adam onu dikkatle süzdü, kadın adamın yanına gidip gitmeme konusunda kararsızdı; belki de her şeyi yanlış anlamıştı. Belki de adam orada hiç yoktu. Kim bilir, belki hepsi aklının bir oyunuydu. Yakınındaki bir sesle irkildi. Adam ondan önce davranıp çoktan kadının karşısına dikilmişti. Aslına bakarsanız mutlu olmak, bazen bir fincan kahve bazen yağan kar bazen de içten bir tebessüm. Nasıl bakarsak öyle görürüz, diyelim.



Yazar: Melisa Kantarcı

147 görüntüleme
Schoolgirl with Books