Schoolgirl with Books

Kuşlu Öykü - Faruk Habiboğlu




Bir kuştu. Kuş işte efendim, belki martı belki güvercin belki saka belki de yusuftutan. Bizim orada kumru kuşuna yusuftutan denir de. Kuştu ve gelip şiirimin içine konmuştu. Nereden gelmişti, ne zaman gelmişti, neden gelmişti, bilemedim şimdi. Bir kuştu işte. Konmuştu şiirin orta yerine. Ötmüyordu hayret. Halbuki kuşlar ötmeden durur mu? Bu durmuştu. Ne kanat çırpmıştı ne tüylerini kabartmıştı. Konduğu yerde durmuştu. Durmuştu ve sonra bana bakmıştı. Ben ona bakmıştım, bakışlarımız buluşmuştu. Aman Tanrım, bakışlarımız tutuşmuştu! Bir yangın yüklüydü fersiz gözleri. Bir yangın ki külsüz, dumansız, amansız. İçim yanmıştı benim de. Kalbime bir alev yürümüştü, sanki lav akmaya başlamıştı kalbimden damarlarıma. Ah kuş! Hüzün mü neydi o gözlerinde? Ağlıyor muydu yoksa? Kuşlar ağlar mı? Ağlarmış harbiden. Kim bilir neydi derdi, neydi elemi? Günün yahut gecenin bilmem hangi vaktiydi. Odamın her zamanki tenhalığıydı. Çakılıp kalmıştım masada. Kalem elimde kilitlenmişti o dem. Mısralar sözcüklere, sözcükler harflere dağılmıştı. Tarumar olmuştu şiir. Darmaduman yüreğim. Ben put kesilmiştim, bir heykeltıraş elinden düşmüş gibi soğumuş, taşlaşmıştım. Dilim, dimağım burkulmuştu. Elim, kolum yolunmuştu. Aklım telaşa düşmüştü! Ne göz kırpmıştı kuş ne ötmüştü ne de depreşmişti. Öyle kalakaldığı yerden bakmış, bakmıştı... Bakışlarımız birbirine akmıştı alaz içinde. Ah kuş! Beyaz kuş, gözleri ala renkli, ceresi gök mavisi. Ve derken gözlerini kapamıştı. Sonra sarsılıp, titremiş ve şiirden yere düşmüştü. Kuş ölmüştü!



Faruk Habiboğlu

322 görüntüleme
Schoolgirl with Books