Schoolgirl with Books

Melek Turgay ile Söyleşi

“Bence çocukların gelişimlerine katkı sağlayan, düş dünyalarını renklendiren, zenginleştiren yazına “çocuk edebiyatı” diyebiliriz. Çocuk kitapları çocukların dil ve görsel eğitimine de katkı sağlayarak zenginleştirir, hayal güçlerini geliştirir ve soru sorup yanıt arayacakları alanlar açar. Çocukları doğdukları andan itibaren kitapla tanıştırmak bu nedenle çok kıymetlidir.”


Melek Turgay
Melek Turgay

Çocuk edebiyatı söyleşilerimize yazar Melek Turgay ile devam ediyoruz.


Melek Turgay’ın çocuk edebiyatı ile ilgili düşüncelerini, yayımlanan kitaplarını, gelecek projelerini, çocukların okuma alışkanlıklarına yönelik görüşlerini ve okuma önerilerini söyleşimizde bulabilirsiniz.



Emre Albayrak: Pandabiyat’a hoş geldiniz Melek Hanım. Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Melek Turgay: Hoş buldum. Tabii ki. 1983 doğumluyum. İstanbul’da yaşıyorum. Uzun bir süredir yabancı dil eğitimi ile ilgili faaliyet gösteren bir yayınevinde çalışıyorum. İş hayatım kitaplarla iç içe ve çok yoğun geçiyor ama ben bu tempoyu seviyorum. 2017 yılında çocuklar için yazdığım ilk kitabım “Karnella’yı Çağıran Ses” Pötikare Yayıncılık etiketi ile basıldı. 2020’de ise Floki Çocuk Yayınları’ndan 3 yaş ve üzeri için beş kitaplık bir seri olan Salça ile Havuç’un Maceraları yayımlandı. Yazmak benim için sığındığım bir liman ve bu limana uğramak bana hep iyi geliyor.


E.A: Çocuk edebiyatını seçme sebepleriniz nelerdir?

M.T: Sanırım fazlasıyla çocuk kitabı okumak ve çocuk kitabı yazarlarına hayran olmak beni de çocuklar için yazmak konusunda heveslendirdi. Çocukluğumdan beri kelimelerle aram hep iyi olmuştur. Hem okumak hem yazmak benim zamanımı geçirdiğim yegâne uğraşlardı. Yetişkinler için de yazıyorum (onları henüz sadece ben okuyorum) ama çocuklar için bir hikâye kurgulamak beni daha çok heyecanlandırıyor.


E.A: Sizce çocuk edebiyatı nedir ve ne değildir? Çocuk kitapları hangi amaçlarla yazılır? Hangi misyonları yüklenir? Amaç salt öğretmek veya eğlendirmek midir? Çocuk kitabı yazarı nelere dikkat etmeli?

M.T: Bence çocukların gelişimlerine katkı sağlayan, düş dünyalarını renklendiren, zenginleştiren yazına “çocuk edebiyatı” diyebiliriz. Çocuk kitapları çocukların dil ve görsel eğitimine de katkı sağlayarak zenginleştirir, hayal güçlerini geliştirir ve soru sorup yanıt arayacakları alanlar açar. Çocukları doğdukları andan itibaren kitapla tanıştırmak bu nedenle çok kıymetlidir.


Çocuk edebiyatı sadece çocuklar için değildir. Yetişkinler de dış dünyadaki kaostan bir nebze olsa sıyrılabilmek, unuttuğumuz duyguları hatırlamak için çocuk kitaplarını okumalı. Hey, büyükler siz de kendinize çocuk kitabı alın ve okuyun!


Çocuk kitapları bence çocuğu düşünmeye, sorgulamaya sevk etmeli. Çocuk kitaplarında sadece metin değil, çizimler, karakterler, kitabın boyutu hatta font seçimi de önemlidir. Çocuklar için yazan bir yazar evvela mutlaka bol bol okumalıdır. Gelişen ve değişen dünyada çocukların ilgisini çekecek konularda yazmalı, merak uyandıracak, ilgi çekecek kurgular yaratabilmelidir. Yaş gruplarına göre sade ve yalın anlatıma özen göstererek çocukları sıkmadan, keyifle okumaları için çaba sarf etmeli.


E.A: Pandabiyat okurlarına kitaplarınızdan biraz söz eder misiniz?

M.T: Tabii zevkle; ilk kitabım “Karnella’yı Çağıran Ses,” Rusya’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınan Karnella ismindeki bir kızın Dilek, Burak ve Nil ile arkadaşlık kurmalarını ve yaşadıkları mahallede terk edilmiş olan kimsesiz çocuklar yurdunda yaşanan gizemli bir olayı anlatıyor. Karnella’yı Çağıran Ses’i okuyan çocuklar Rusça’ya ilgi duyuyor ve farklı bir kültürü tanıma fırsatı yakalıyorlar. Bu minvalde hem eğlenceli hem macera dolu hem de yardımlaşma, paylaşma gibi değerlere vurgu yapan bir hikâye. Çizimlerini sevgili Zeynep Coşkun’un yaptığı bu güzel hikâyeyi 10 yaş üzeri herkes okuyabilir.


“Salça ile Havuç’un Maceraları” serisi beş kitaptan oluşuyor. Seride yer alan hikâyeler; “Tilkinin Ziyareti,” “Kaybolan Tavuklar,” “Salçanın Rüyası,” “Farenin Şarkısı,” ve “Mutlu Keçi.”


Salça ve Havuç iki şirin tavuk. Her bir seride farklı değerler ve kazanımlar var. Bu sevimli tavukların en sevilen yönleri şarkı söylemeyi çok sevmeleri ve kendilerini şarkılarla ifade etmeleri. Çizimlerini sevgili Çağrı Odabaşı’nın yaptığı Salça ile Havuç’un Maceraları serisinin çok sevildiğini bilmek beni inanılmaz motive ediyor. Hatta üçüncü baskıya şarkı söyleyip, dans ederek gidiyorlar.


E.A: Bir çocuk kitabına başlamadan önce, yazma sırasında veya sonrasında ne gibi araştırmalar yapıyorsunuz?

M.T: Her yazarın kurgulama süreci ve bu sürece eşlik eden enstrümanları farklıdır. Benim genellikle bir konu ile ilgili kafamda bir ışık yanıyor. O ışık sönmeden, ilham kaçmadan hemen kafamdakileri kâğıda dökmeye başlıyorum. İlerledikçe önümde yeni kapılar açılıyor. Aklımda olmayan yollara giriyorum ve çoğu zaman kurgu çok değişiyor. Bu değişimler esnasında ihtiyaç duyduğum araştırmalar için hepimizin elinin altında olan interneti kullanıyorum. Kimi zaman kütüphaneye gidiyorum ve anlattığım yerler gerçek hayatta varsa o mekânlara gidip bana fısıldadıklarını dinliyorum. Sanırım “yazma” eylemi esnasında beni en çok büyüleyen durum işte bu birbiri ardına açılan kapılar, sonunun nereye vardığını bilmediğim yollar oluyor. O anlar büyüleyici.


E.A: Kitaplarınızda yarattığınız dünya nelerden besleniyor?

M.T: Pek çok şeyden beslendiğimi fark ediyorum aslında. Çocukların duygularından, sözlerinden, oyunlarından, çocukluğumdan, çocuğumdan, okuduklarımdan, yolda karşıma çıkanlardan, insanlardan, yıldızlardan, hayvanlardan... Yazabilmek için iyi bir gözlemci olmak çok önemli.


E.A: Karakterlerinizi yaratırken nelerden veya kimlerden etkileniyorsunuz?

M.T: Etrafımda gelişen olaylardan ilham alarak başlıyor olsam da kurgunun içine gömüldükçe hayali karakterlerimi yaratıyorum ve onları ortaya çıkarmak için yaptığım araştırmalar esnasında çok keyif alıyorum. Karakterim kimi zaman bir hayvan, kimi zaman çok farklı kültürden gelen bir çocuk, kimi zaman gökte ışıldayan bir yıldız olabiliyor. Kızımın anlattıkları, çocuklarla yaptığım söyleşilerde onlardan duyduklarım, pazarda meyve satan birinin söylediği bir cümle ilhamım olabiliyor. Sanırım bu değişkenliği, sürpriz fikirleri, ilginç tesadüfleri fark edip hikâyeleştirmek beni daha çok motive ediyor.


E.A: Anne olmanın çocuk kitapları yazmanız üzerinde ne gibi etkileri var?

M.T: Söylediğim gibi çocukluğumdan beri yazmayı çok sevdiğim için çok büyük bir fark yarattığını söyleyemem lakin beni çocuk kitabı yazma konusunda cesaretlendiren etkenlerden olduğu da bir gerçektir. Sanırım anne olduktan sonra çocuk kitabının niteliği konusuna daha fazla kafa yormaya başladım. Ve ilk kitabım da anne olduktan sonra yayımlandı.


E.A: Çocukluğunuzda sizi en çok etkileyen çocuk kitapları hangileriydi?

M.T: Bana okumayı sevdiren ilk kitap Frances Hodgson Burnett’in eseri olan “Sara’nın Öyküsü” olmuştur. Kütüphanemin en güzel yerinde hâlâ duruyor. Sara’nın Öyküsü beni derinden etkilemişti. “Peter Pan”ı çok sevmiştim bir de. Okuduğum ilk fantastik kurguydu ve aklımı başımdan almıştı. Benim çocukluğumda bir de “Ayşegül” serisi vardı ki sanırım okumayan yoktur. Yapı Kredi Yayınları yeni baskısıyla bu zamanın çocuklarına da ulaştırdı bu seriyi. Pek de güzel oldu.


E.A: Tüm çocuklar okumalı dediğiniz kitaplar nelerdir?

M.T: Aslında çok sevdiğim bir sürü kitap var ama ben size ilk aklıma gelenleri söyleyeceğim.


Aç Tırtıl” tüm miniklerle mutlaka tanışmalı bence. “Mutlu Su Aygırı,” “Hiç Hata Yapmayan Kız,”“Avucundaki Öpücük” ve çok sevdiğim Tülin Kozikoğlu’nun “Leyla Fonten” serisi kesinlikle okunmalı ve hatta kütüphanede kuşaklar boyu saklanmalı.


Büyük yaş grupları için; çok değerli yazarlarımızdan Behiç Ak ve Sevim Ak’ın kitapları, Enid Blyton’un “Malory Kuleleri” serisi, Roal Dahl’ın kitapları, “Dünyayı Bisikletle Dolaşan Çocuk,” “Sadako,” “Alev Saçlı Çocuk” benim en sevdiklerim ve ilk aklıma gelenler.


E.A: Günümüz çocuk edebiyatını nasıl buluyorsunuz?

M.T: Çocuk Edebiyatı tüm dünyada günden güne gelişiyor. Eskiden bu kadar farklı konularda çocuk kitapları yoktu. Artık çocukların ufkunu genişletmek, onlara hayal güçlerini kullanarak yeni dünyalar sunmak için birbirinden değerli pek çok eser var. Çocuklara ölümü, sevgiyi, paylaşmayı ve daha pek çok konuyu güzel güzel anlatan eserler var. Çeşit çok olduğu için seçici davranmak da önemli tabii.


E.A: Çocukları okumaya nasıl teşvik edebiliriz? Ebeveynlere bu konuda neler söylemek istersiniz?

M.T: Hem kendi gözlemlerime hem de katıldığım eğitimlerden öğrendiğim bilgilere dayanarak söylemeliyim ki çocuklara doğdukları andan itibaren kitap okumamız onları ileride iyi birer okuyucu yapabilmek için bir anahtar. Ayrıca okumayı yeni öğrenen bir çocuğu yalnız bırakmamalıyız. Çocuk okuyabilmek için çabalarken o okumadan alacağı hazdan mahrum kalabilir ve zamanla okumaktan sıkılabilir. Okulda sınıf öğretmenleri onlara yeterince okuma pratiği yaptırıyor. Evde biz anne babalar ise birlikte kitap okuyarak, kimi zaman çocuğumuzdan okumasını isteyerek, çoğu zaman da biz okuyarak onları anlatılan hikâyenin içine çekmeliyiz. Çocuk anlatılan konuyu sever, içinde kaybolur ve eğlenirse daha çok, daha çok okumak isteyecektir.


E.A: Okurlarınızla ilişkiniz nasıl?

M.T: Pandemi öncesinde kitap fuarlarında veya okullara davet edildiğim söyleşilerde onlarla bir araya gelebiliyor ve bundan büyük keyif alıyordum. Pandemi ile birlikte okuyucularımla buluşabilme ihtimalimiz ne yazık ki çok azaldı. Bu durum beni çok üzüyor, çünkü onlarla bir araya geldiğimizde hissettiklerim beni yazmak konusunda hep bir adım öteye taşıyor. Dilerim ilerleyen günlerde çocuklarla yeniden bir araya gelebilirim. Online olarak buluşmalarımız oluyor ama ben yüz yüze, göz göze olan kavuşmalardan yanayım.


E.A: Masanızda neler var? Yeni projelerinizden bahseder misiniz?

M.T: Yakın zamanda iki yeni hikâyem çıkacak. Hikayelerden birinin ismi “Neşe’nin Yıldızları,” diğeri ise “Kedili Kütüphanenin Meraklı Misafiri.” Şu sıra heyecan ve tutkuyla baskı öncesi son çalışmaları yapıyoruz. İki hikâye de 8 yaş ve üzeri için uygun, eğlenceli, neşeli. Ayrıca resimlerinin de çok sevileceğini düşündüğüm yeni hikâyelerimin tüm çizimlerini sevgili Merve Altınöz yaptı. Merakla kitaplarımı elime alıp, sımsıkı saracağım ânı bekliyorum.


E.A: Son olarak Pandabiyat okurlarına ne söylemek istersiniz?

M.T: Pandabiyat’ta bana da yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Edebiyatla dolu bu güzel siteyi ben de çok severek takip ediyorum.


Röportajımı okuyan herkese kucak dolusu sevgilerimi gönderiyorum.

509 görüntüleme
Schoolgirl with Books