top of page
Schoolgirl with Books

Mo Yan - Kızıl Darı Tarlaları

Mo Yan'ın en bilinen romanı "Kızıl Darı Tarlaları" gerçek bir hikâyeye dayanmaktadır.


Mo Yan
Mo Yan (1955 -)

Mo Yan (Guan Moye) (17 Şubat 1955-)


Çin’in kuzeydoğu bölgesinde doğan yazar ilkokulu yarım bırakmış, eğitim hayatına devam etmemiştir. Küçüklüğü ninesinden dinlediği efsanelerle ve masallarla geçtiği için yazacak çok şeyi olduğunu hissetmiş, otuz yaşından sonra da yazar olmaya karar vermiştir. Asıl adı Guan Moye olan yazar “Mo Yan” mahlasını kullanmıştır. Mo yan, Çince “konuşma/sakın konuşma” anlamını taşımaktadır. Ailesi tarafından dışarıda kimseyle konuşmaması tembihlenerek büyütüldüğü için bu ismi seçtiğini söylemiştir.


Mo Yan Çin’de çok tartışılan ve sansürlenen bir yazar olmuştur. Çin’in Kafka’sı diye bilinen yazar 2012 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmıştır. Ödülü kazanmasındaki en büyük etkenin “sanrısal gerçeklikle halk hikâyelerini, tarihi ve şimdiki zamanı kaynaştırmadaki ustalığı” olduğu söylenmiştir.


Mo Yan’ın en bilinen romanı 1986 yılında yazdığı ve 1987’de ilk kez yayımlanan “Kızıl Darı Tarlaları” olmuştur. Yazarın doğduğu köye komşu bir köyde geçen gerçek bir hikâyeye dayanır. Kitabın ilk iki bölümü sinemaya uyarlanmış ve Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü’nü kazanmıştır.


Kızıl Darı Tarlaları
Mo Yan - Kızıl Darı Tarlaları - Can Yayınları / Fotoğraf: Sema Öklü

Kızıl Darı Tarlaları (1987)


Kızıl Darı Tarlaları, 1923-1976 yılları arasında Çinlilerin, Japon istilasına direndiği yılları anlatıyor. Darı tarlalarında geçen acıları, vahşeti, işkenceyi ve ihaneti sansürsüz şekilde anlatan bir eser.


Kitap üç kuşak ağzından aktarılmış. Bölümler arası zaman dilimlerindeki karışıklık ve sürekli -mişli geçmiş zamanda yazılmış olması okumayı zorlaştırıyor. Kitabın ana karakteri nine ve yaşadıklarını okumak kesinlikle kolay değildi. Bir bölümde gençlik zamanını okurken, diğer bir bölümde öldüğü zamanı okumak kafa karışıklığı yaratıyor. Kitabın asıl konusu Çin tarihindeki çatışmalar. Konunun özüne bağlı kalınsa bile kolay bir okuma olmuyor. Kitap esasen beş bölüm halinde yayımlanmış, sonradan tek kitap halinde birleştirilmiş. O şekilde okunsa daha anlaşılır bir okuma olabilirdi. Ninenin hayatı başlı başına bir kitap zaten. Küçük yaşta evlendirilmek istenmesi, başkasına âşık olması, tarlalarda geçen ömrü, çektiği acılar; okurken kitabın en merak uyandıran bölümleriydi.


Romanda savaşa ve işkenceye çok fazla yer verilmiş. Derisi yüzülenler, etleri kesilenler, tecavüze uğrayanlar ve daha kötüleri böyle vahşetin yaşanmış olmasına lanet ettirdi. Peki yazar neden bu kadar işkenceyi en ince ayrıntısına kadar yazdı? Kendi ülkesinin insanlarının yaptıklarını başka türlü anlatamaz mıydı? Çinliler de Japonlarda birbirlerine tam anlamıyla vahşice davranmış. Böylesi bir kıyımın yaşanması çok zorken yazılması nasıldı kimbilir? Yaşanan onca vahşetle beraber yaşam koşullarının zorluğu, Çinlilerin hem Japonlarla hem de birbiri içinde savaş halinde olması, milliyetçi-komünist çekişmesi, ülkenin o zamanki durumu ve yazarın kendi halkını her yönüyle yazması neden sansürlendiğini gösteriyor. Kanla kaplı tarla tasvirleri, acıya ve işkenceye dair yazdıkları okurken zorlasa da, gerçek. Tarlalar iyi ve kötü her şeye şahit olan gizli kahramandı. Okurken kızıl darı nasıl bir bitki diye araştırdım ve onları gözümün önüne getirdim. Tarlalardan toplanan darılardan yapılan içkiler başlıca geçim kaynağıyken aynı zamanda en acılı günlerin şahitleri olmuş. Darılar kendi kırmızı olduğu kadar kanla kaplanınca daha da kızıl kırmızı hale geliyordu.


Yazılanlar biraz mistik, biraz efsanelerle desteklenmiş. Kitabın son bölümünde büyülü gerçeklik izleri var. Dünyada en fazla kitabı toplatılan yazar olan Mo Yan’ın edebiyatla ilgili düşünceleri de kendini anlatıyormuş.


“Edebiyat bir dil sanatıdır ve ondaki dil güzelliğinin yeri, diğer sanatlardaki başka güzelliklerle doldurulamaz. Bir ustanın kitabını tekrar tekrar okuduğunuzda bile, dilin güzelliğinden ve içindeki karakterlerin kaderlerinden hâlâ etkilenirsiniz.”


Ama ben bu derece vahşet okumaktan keyif alamadım. Bunlar tarihî gerçekler ve farklı coğrafyalarda tekrar ediyor. Bizler okumakta bile zorlanıyoruz, değil ki yaşamak…



Yazar: Sema Öklü


Instagram: @kitapsemasi


 

Alıntılar


“Eğer onları toprağa gömersek toprağımızı kokuturlar! Yakarsak göğümüzü kirletirler! Nehre atın, yurtlarına yüzsünler...”

“İnsanlar kalplerinde birikmiş olan o kırık tuğla ve moloz yığınını hiçbir zaman temizleyemedi ve temizleyemeyecekler de.”

 

Yayınevi: Can Yayınları


Çevirmen: Erdem Kurtuldu


Sayfa Sayısı: 528


Ebat: 13,5x21 cm


Baskı Yılı: 2022


Kategori: Roman

2 Comments


aysegultopcusesli
Nov 28, 2023

Ahhh şahaneydi, şimdi bu inceleneyle okuduğum anlara gittim. Evet çok acı var kitapta ama hepsi gerçekse okunmallı kesinlikl.

Like

ez_simsek
Nov 28, 2023

Cesurca kaleme alınmış bir savaş romanıydı doğrusu. Detaylı araştırıp yazarı anlayınca olumsuz fikrim değişti benim de. Okunması gereken bir eser fakat biraz da etkisi yüksek belirteyim.

Like
Schoolgirl with Books
bottom of page