Schoolgirl with Books

Pandabiyat Mayıs 2022 Okuma Listesi



Mine Söğüt - Başkalarının Tanrısı - Can Yayınları


“Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil…”


Karanlık geçmişi tuhaf olaylarla dolu, bacakları dizlerinden kesik yaşlı Efsun Abla... Kim olduğunu hatırlamayan, hafızasını yitirmiş Adnan Abi... Sokaklarda orospuluk yaparak para kazanan toksikoman Hülya... Bir sabah uyanıp düzenini, evini, ailesini, işini terk ederek sokaklardaki tekinsiz hayata karışan, kafası karışık şair Musa... Ve çöpte bulunmuş bir bebek, Matruşka... Her biri kendi zorlu sorularıyla baş etmeye çalışan ve kucaklarındaki kimsesiz bebekle şehrin sokaklarında kendilerine barınacak bir delik arayan bu dört insan, bilinmeze doğru sürüklenen hayatlarıyla en sert gerçeklere işaret eden uçurumların kıyısında dolanıyor. Onlar her şeye karşın ayakta kalmakta inat edip şehri kuranların ve yıkanların kimliğini sorgularken, okuru da kendi kimliğiyle yüzleştiren sorular denizine açılmaya davet ediyor.


Başkalarının Tanrısı’yla Mine Söğüt biri bebek beş sokak insanının yarı hayal yarı gerçekçi hikâyesiyle, yanından geçip gittiğimiz ve görmezden geldiğimiz insanların tanrısına, dolayısıyla da sözümona medeniyetimizin temellerine dair acımasız bir sorgulamaya girişiyor.


Sayfa Sayısı: 160 / Kategori: Roman


 

Peter Ackroyd - Alfred Hitchcock - Alfa Yayınları


Alfred Hitchcock garip bir çocukluk geçirdi. Yatak odasını terk etmekten korkarken, Avrupa boyunca hayali bir rota çizmek için demiryolu tarifelerini kullanarak büyük yolculuklar planladı. Poe’nun eserlerindeki ürkütücü tavırdan etkilendi. Peki karanlık bir dehaya sahip bu ilginç figür nasıl oldu da 20. yüzyılın en saygın film yönetmenlerinden biri oldu? Peter Ackroyd, uzaktaki bir köşede yönetmen koltuğunda oturan Hitchcock’un korkularını, güvensizliklerini, takıntılarını ve ilginç çalışma yöntemlerini inceliyor. Onun tarzından umutsuzluğa kapılan Grace Kelly, Cary Grant, James Stewart, Ingrid Bergman ve Tippi Hedren gibi ikonik film yıldızlarının da minyatür bir portresini veriyor. “Gerilim Ustası üzerine ustaca bir kitap.” -Moira Macdonald, Seattle Times


“Kusursuz ve son derece okunaklı … türünün küçük bir klasiğine yakın.” -Jeff Simon, The Buffalo News


Zarif ve son derece keyifli bir okuma.” -Alexander Larman, Sunday Express


Çevirmen: Mehmet Gürsel / Sayfa Sayısı: 326 / Kategori: Biyografi


 

İsmail Güzelsoy - Avucumda Rüzgâr Var - Doğan Kitap


“Tanrı müziği yarattı ve sustu.”


Yüzlerce yıl boyunca Platon’un gizemli bir bestesi olduğuna inanıldı ve bazı müzisyenlerin o kayıp eseri bildiği söylentileri kulaktan kulağa yayıldı. Bu eseri bulmaya, onun labirent gibi yapılanmış melodisiyle dinleyenleri büyülemeye çalışan insanların dünyasında geçen Avucumda Rüzgâr Var, bir yandan da müziğin zaten büyü olduğuna ikna etmeye çalışıyor okurunu. Tahir’in müziği keşfediş yolculuğu, neredeyse egzotik bir haz alarak okunabilecek, tek başına bir macera öyküsü olarak romanın omurgasını oluşturuyor. Bir melodram olarak başlayıp büyülü gerçekçilik ile sürüp bir macera romanı olarak sona eren ve bir saz eseri gibi biçimlendirilmiş bu romanda türler arasında yapılan gezinti aynı zamanda melodik bir seyir izliyor.


İsmail Güzelsoy’un Avucumda Rüzgâr Var’ı, nağmenin ve insanın ruhuna yolculuk vaat ediyor.


Sayfa Sayısı: 416 / Kategori: Roman


 

Nancy Huston - Şeytanın Çalgıları - Sel Yayıncılık


Nancy Huston, kendisine Goncourt des lycéens Ödülü'nü kazandıran Şeytanın Çalgıları'nda, iki farklı tarih, iki farklı coğrafya, apayrı iki kültür ve bambaşka kadınlık halleri üzerinden, aradan yüzyıllar geçse de varlığını koruyan bir gerçeğin, kadın düşmanlığının o barbar yüzünü tüm giriftliğiyle ortaya koyuyor.


Nad(i)a, yaşamının akortunu bozan tüm açmazları, vazgeçişleri ve hayal kırıklıklarını günlüğüne dökerken, eşinin beklentilerini karşılamak uğruna kariyerini heba ederek sonunda hem benliğini hem de akli dengesini yitiren müzisyen annesiyle kaderinin iç içe örüldüğünü fark eder. Keşfi, onu günlükle eşzamanlı olarak yüzyıllar öncesinde geçen bir metin kurgulamaya iter. Bu hikâye, Nad(i)a'nın benliğini tümlemekle beraber zamanlar, mekânlar, çağlar değişse de aynı öze sahiptir.


Her daim "karanlığın hizmetkârları" olan cadılara bir saygı duruşu...


Çevirmen: Saadet Özen / Sayfa Sayısı: 256 / Kategori: Roman


 

Firdevs Ev - Tavana Bak - İthaki Yayınları


Kuş kusan kadınlar, yumurtadan çıkan çocuklar, kelimeleri tükenen bir dil ve sinestezik bir çeviri denemesi...


Büyülü gerçekçi öğelerin ağırlığını hissettirdiği öyküleriyle Tavana Bak, oyunbaz bir ses eşliğinde tekinsiz bir yolculuğa davet ediyor okuru. Topluluk olmanın facialarını, mesafe ve boşlukları merak eden, biçimsel denkliği ve akışı sorgulayan bu ilk kitap, tavana bakarken mırıltıyla anlatılacak öyküleri bulmayı hedefliyor.


“Ve onlara dedim ki, utancınızı size ben vermedim, korkunuzu da. (...) Sizi doğurduktan sonra doktor ya da avukat olsun diye büyüten de başkasıydı, arkanızdan bir kova hayal kırıklığını döken de başkası. Değerlerinizi veren de ben değildim, değersizliğinizi de. Sadece doğurdum sizi, sadece doğurdum ve sonra izledim. Bakmayın bana öyle. Nefreti size ben öğretmedim. Ne borçluyum size ne de sizden alacaklıyım. Tıpkı beni doğurduğunuz gibi, ben de doğurdum sizi sadece. Bir şey beklemeden okudum, üfledim, koydum sizi yola. Çırılçıplak, oracıkta.”


Sayfa Sayısı: 144 / Kategori: Öykü


 

Dominic Head - Modern Öykü/Teorik ve Pratik Bir Çalışma - Notabene Yayınları


Modern Öykü, öyküye ilişkin kuramsal görüşleri gözden geçirip yapısöküme uğratan, türün çerçevesini genişleten, yapılan incelemelerde kuramcıların ısrarla görmezden geldiği karanlık noktalara odaklanan bir çalışma. 20. yüzyıl edebiyatına farklı aygıtlarla yaklaşan Louis Althusser, Fredric Jameson, Mikhail Bakhtin, Terry Eagleton gibi düşünürlerle bakışını parlatan Dominic Head, öykünün sosyal ve tarihsel bağlamda ele alınması gerektiğini, hatta modern öykünün parçalanmışlık, eksilti, belirsizlik gibi ayırt edici özellikleriyle tanrısız dünyanın ürünü olduğunu kastediyor. Hatta biçimsel yapıya sırt çevirmeksizin, öykünün ortaya çıkma koşullarına da dikkat çekiyor. Öyküye “özenli modern biçim” diyen Head, türün hâkim ideolojiyle doğallığında çatıştığını iddia ediyor. Kuramını Althusser’in “göreceli özerklik”, Mikhail Bakhtin’in “çatışan sesler” kavramlarıyla inşa eden Head, pratiğini beş modern İrlandalı/İngiliz yazarın metinlerini çözümleyerek yapıyor. James Joyce, Virginia Woolf, Katherine Mansfield, Wyndham Lewis ve Macolm Lowry’nin eserlerini analiz ederken, öykünün günümüz yaşamını tasvir eden önemli bir tür olduğunun altını çiziyor.


Modern Öykü, türe ilişkin kuramsal çalışmaların eksik ve sayıca az olmasından bahsetmiyor yalnızca, öykü türüne ilişkin değerlendirmelerin belli bir kanonik okumayla, biçim üstünden yapılan ve birbirini tekrar eden incelemelerle sınırlı kaldığını da kanıtlıyor. Romana veya şiire göre tanımlanmaya alışmış öykü, ona göre kişisel deneyimle toplumsal örgütlenme arasındaki karmaşık görünümü ifade ediyor. Head’in çalışması postmodern edebiyat adlandırmasına ilişkin ipuçları da sunuyor.


Çevirmen: Arzu Eylem / Sayfa Sayısı: 247 / Kategori: İnceleme


 

Furkan Çirkin - Şiiranaliz/Genç Şairlerin Şiirleri Üzerine - İmgenin Çocukları


"Şiiranaliz kitabının ilk formatını, Yelkensiz’in ilk sayılarında birlikte hareket ettiğimiz Furkan Okuyucu ve ODTÜ’de mühendislik eğitimini son sınıfta bırakıp İÜHF’ye geçtikten sonra birlikte Ramak fanzini çıkardığımız Ömer Faruk Kara ile birlikte kaleme almıştık. Birçok tarama sonrası bir şiir seçer, haftanın bazı günleri toplanır, tartışa tartışa şiir üzerine bir analiz yapardık. Bu, bir yıl gibi bir süre sürdü ve çalışma kitaplaştırıldı. Bu kitapta yer alan “şiiranaliz”leri ise -aradan geçen dört, beş yıl boyunca- farklı farklı zamanlarda hazırladım. Bazıları dergilerde yayımlanan ama çoğu ilk kez burada yayımlanacak olan “şiiranaliz”den oluşuyor kitap. Hem günümüz şiirinin taraması hem de şiir üzerine düşünme açısından faydalı bir eser olacağını düşünüyorum. Buradan tekrardan Furkan Okuyucu ve Ömer Faruk Kara’ya teşekkürlerimi iletiyorum. Ayrıca kitaba “Şiiranaliz” ismini öneren Hamza Celâleddin’e de teşekkürler… İyi okumalar…"


Sayfa Sayısı: 154 / Kategori: İnceleme


 

Dag Solstad - On Birinci Roman, On Sekizinci Kitap - Yapı Kredi Yayınları


Norveç’in küçük bir kentinde saygın bir bürokrat olarak görev yapan Bjørn Hansen elli yaşına geldiğinde korkunç bir gerçekle yüzleşir: Hayatındaki önemli kararları kendisi değil tesadüfler vermiştir. Yıllar önce âşık olduğu bir kadın uğruna ailesini terk edip bu taşra kentine yerleşirken de, burada yeni bir kariyere başlayıp boş zamanlarında tiyatroyla ilgilenen örnek vatandaş rolüne bürünürken de talihinin itaatkâr kölesi olmuştur yalnızca. Uzun yıllardır sürdürdüğü ilişkisi de sona erince Bjørn Hansen hayatını değiştirmek, dünyadan intikamını almak için yollar aramaya başlar ve sonunda “Büyük Ret” adını verdiği çılgınca bir planı uygulamaya koyar.


Pek çok dile çevrilen ve prestijli Norveç Eleştirmenler Birliği Ödülü’nü kazanan “On Birinci Roman On Sekizinci Kitap”, Dag Solstad edebiyatının en sıra dışı parçalarından biri.


“Bütün söylentiler doğru çıktı: Solstad vazgeçilmez bir romancı.” -Charles Finch, The New York Times Book Review


“Norveç’in tartışmasız en cesur ve en zeki yazarı.” -Per Petterson


Çevirmen: Banu Gürsaler-Syvertsen / Sayfa Sayısı: 128 / Kategori: Roman


 

Nagehan Özel - Gelincikleri Sevmekten Vazgeçme Anne - Edisyon Kitap


Gelincik, çocukluğun kapanmayan yaralarından bugününe bakan, hesaplaşan, ürkütülmüş ama cüretkâr Çiçek’in yüzleşme hikâyesi.


Geniş ama sessiz aileler, büyük dikilen önlükler, televizyon izlemeye gidilen komşular, göç, sevgisizlik ve ergenliğiyle kamburlaşan genç kızlar... Nagehan Özel, Gelincikleri Sevmekten Vazgeçme Anne ile son derece kişisel ama Türkiye’nin birçok evinden duyulabilecek, tanıdık bir ses veriyor.


Sayfa Sayısı: 168 / Kategori: Öykü







 

Per Petterson - Ardından - Metis Kitap


“Uzun, çok uzun zamandır sıkışmış olan göğsüme usul usul boşluk pompalıyorum, içimdeki sessizlik etrafımı saran sessizlikle uyum sağlayana dek. Sırtımı çam iğnelerine vererek tekrar uzanıyorum ve buz gibi soğuk havayı solumak iyi geliyor. Ağaç gövdelerinin arasından, tamamen açık ve yıldızlarla dolu gökyüzüne bakıyorum ve o yavaşça dönüyor, tüm dünya yavaşça dönüyor ve muazzam bir boşluk oluyor. Sessizlik her yerde, yıldızlarla benim aramda hiçbir şey yok ve bir şey düşünmeye çalıştığım zaman, hiçbir şey düşünmüyorum. Gözlerimi kapatıyorum ve kendime gülümsüyorum.”


Lanet Olsun Zaman Nehrine ve Benim Durumumdaki Erkekler’den hatırlayacağınız Arvid Jansen’in hikâyesini anlatmaya devam ediyor bu romanında Per Petterson. Evlat, kardeş, sevgili, koca ve baba olarak kendini yenilmiş hisseden, vasat yazarlık kariyeri zaman içinde sönüp gitmiş kırk üç yaşındaki Arvid Jansen’in ağabeyinden başka kimsesi kalmamıştır. Ne var ki kardeşinin tam zıddı gibi görünen tuzu kuru David de hayatının dizginlerini elinden kaçırmaya başlamıştır.


Ardından, donmuş nehrin altındaki dip akıntısını, şahdamara uzak bir yerde yeniden atmaya başlayan nabzı, ancak dibi gördükten sonra yükselen bir neşeyi getiriyor akla. Her şeyin ardından, dışa vurmaya cüret eden küçük bir kıpırtı.


Çevirmen: Nesrin Demiryontan / Sayfa Sayısı: 168 / Kategori: Roman

432 görüntüleme
Schoolgirl with Books