Schoolgirl with Books

Patricia Highsmith - Baykuş Çığlığı

Güncelleme tarihi: 14 Ara 2021

Sakin kasabalarda "masum günahlarla" yaşamanın zorluklarını anlatan buruk, ama heyecanlı bir roman: Baykuş Çığlığı.


Patricia Highsmith
Patricia Highsmith (1921-1995)

Nevi şahsına münhasır polisiye yazarı Patricia Highsmith ve psikolojik polisiye-gerilim tarzında yazdığı en etkili romanlarından biri olan Baykuş Çığlığı, Ayrıntı Yayınları’nın “Kara Kitaplar” veya “Kara Ayrıntı” adı verilen serisi içinde yer alıyor.


Şehirlerarası otobüs yolculuklarında gece yarısı tek tük ışıkları yanan evlerdeki hayatları merak eder misiniz? Cevabınız evet ise, neden merak ettiğinizi de düşündünüz mü? İşte roman buna benzer bir tecrübe yaşayan ve bu durumu biraz daha ileri götüren Robert’la ilgili.


Robert eğitimli, zeki, entelektüel, kariyerli bir karakter. Fakat geçmişinde ve özel hayatında sorunlar yaşayan mutsuz bir adam aynı zamanda. Bir gün, yaşadığı yere yakın bir taşra kasabasında, bir evin mutfak penceresinden Jenny isimli genç bir kızı izliyor ve kızın mutluluğu Robert’ı cezbediyor. Ondan sonra Jenny’i düzenli olarak izlemeye devam ediyor. Fakat bunu voyerizm (amiyane tabirle röntgencilik) olsun diye yapmıyor.


Uzaktan izlenirken zevk alınan şey, yakından yaşandığında aynı etkiyi yaratır mı? Uzaktan izlemesi mi daha zevklidir, yoksa izlenen şeyi yakından yaşamak mı?


Robert bir gece genç kıza yakalanıyor ve hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşıyor. Üstelik genç kızın nişanlısı bu durumu öğrenince Robert’a bir oyun oynamaya karar veriyor. Bu oyuna Robert’ın eski eşi de dahil olunca işler karışıyor. Aksi gibi kız da Robert’a âşık oluyor. Asıl hikâye bundan sonra başlıyor ve biz yazarın her sürpriz hamlesinde zekâsına hayran kalıyoruz.


Patricia Highsmith detaylar üzerinde sükunetle geziniyor. Sabırla işliyor ayrıntıları ve sizi bir düzlüğe çekiyor. Her şey sıradanlaşıyor. Merakla bu düzlükten sonra ne çıkacağını, nereye varacağınızı düşünerek okumaya devam ediyorsunuz. Sonra, hiç ummadığınız hamleler geliyor; olay örgüsü yol ayrımına geldiğinde keskin virajlara girmekten imtina etmiyor Highsmith.


Graham Greene, Highsmith için “Korkudan çok kaygının şairidir,” der. “Kendi evrenini akıldışı ve klostrofobinin hüküm sürdüğü bir dünyayı kurar ve biz her yeni romanda, kendimizi de bir tehlikenin tehdit ettiğini fark etmeden bu dünyalara gireriz…”

Ana karakterimiz Robert, Camus’nün Mersault karakterini andırıyor aslında: Rahat, kaygısız, vurdumduymaz, her an her şeyi kabullenmeye razı. Bu yüzden başına tuhaf talihsizlikler geliyor.


Dikkat çeken bir konu da romanın yan karakterleriyle ilgili. Psikolojik sorunları varmış gibi düşünülen Robert, normal ve aklı başında davranırken, normal olması gereken karakterler deli gibi hareket edip, sağlıksız kararlar alıyorlar. Tekinsiz atmosferlere sahip romanlar yazmasıyla biline yazar, suçluluk psikolojisini ve çift kişilik problemini ele aldığı romanlarında da bu tarz çarpıcı karakterler yaratmayı başarmıştır.


Kendisini bir “öykü anlatıcısı” olarak tanımlayan Highsmith, aynı zamanda mükemmel bir diyalog yazarı.


Baykuş Çığlığı romanı, 1987 ve 2009 yıllarında “The Cry of the Owl” adıyla iki kez sinemaya uyarlandı.


 

Alıntılar


"Robert bu duyguyu iyi biliyordu. Âşık olmak. Bütün dünya birden cennete döner, sanki kuru dallar şarkı söylemeye başlardı. Kız daha o kadar gençti ki! Şimdi de Dostoyevski'den söz ediyordu."

"Şu anda çok mutluyum. Öyle mutluyum ki ölebilirim."

"Çok mutluyum, Robert. Senin için yapabileceğim bir şey var mı? / Şu anda aklıma gelmiyor, sağol. / Hiçbir şey yok mu? Sana bir kazak örsem?"

 


Patricia Highsmith
Patricia Highsmith

Patricia Highsmith (19 Ocak 1921-4 Şubat 1995)


Bir polisiye yazarı olarak bilinse de müdavimleri tarafından daha çok psikolojik-gerilim romanlarıyla tanınan, kitapları birçok kez sinemaya uyarlanmış Amerikalı polisiye yazarı, 19 Ocak 1921 tarihinde Mary Patricia Plangman adıyla Teksas'ta dünyaya geldi. Altı yaşında ailesiyle birlikte geldiği New York'ta eğitim gördü. Yazar olmaya on altı yaşındayken karar verdi. İngilizce kompozisyon, dramaturji ve öykü yazarlığı dersleri aldığı Barnard College'den 1942 yılında mezun oldu. Ayrıca Columbia Üniversitesi’nde eğitim gördü. 1942 ve 1948 yılları arasında New York ve Mexico'da yaşadı ve bu dönemde çizgi romanlar için hikâyeler yazdı.


İngiltere’de yaşadığı yıllarda yazdığı ilk romanı Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train) Amerika’da altı yayınevi tarafından reddedildikten sonra ancak 1950'de yayımlanabildi ve ses getirdi. Alfred Hitchcock'un 1951'de bu romanı, aynı isimle sinemaya uyarlaması ile büyük ün kazandı. Beceriksiz (The Blunderer) 1954'te, Tatlı Hastalık (This Sweet Sickness) 1960'ta, Becerikli Bay Ripley (The Talented Mr. Ripley) 1955'te, Ripley’in Oyunu (Ripley's Game) ise 1974'te sinemaya uyarlandı. Bay Ripley serisi daha sonra Matt Damon’un başrolünde yeniden beyaz perdeye aktarıldı.


Hayatının son on iki yılını İsviçre Locarno'da geçirdikten sonra 4 Şubat 1995'te lösemiden hayata veda etti.


 




Yayınevi: Ayrıntı Yayınları


Çevirmen: Füsun Umar


Sayfa Sayısı: 244


Kategori: Psikolojik Polisiye-Gerilim

462 görüntüleme
Schoolgirl with Books