top of page
Schoolgirl with Books

Mihaly Csikszentmihalyi - Akış: Mutluluk Bilimi

“Diyojen, iki bin üç yüzyıl önce feneriyle dürüst bir adam bulmakta zorlandıysa, bugün belki de mutlu bir adam bulmakta zorlanırdı.” 

-Mihaly Csikszentmihalyi 


Mihaly Csikszentmihalyi
Mihaly Csikszentmihalyi (1934-2021)

Sigmund Freud’un “Genç bilebilseydi, yaşlı yapabilseydi,” sözü insanın iki versiyonunun arasındaki farkı açıklayan tek noktanın zamanda konumlandığını anlatır. Zaman, içinde yaşadığımız çağda hayatlarımızın ritmini belirleyen en önemli ölçü değil midir? Zamanın değerlemesi ise hayatımızın kalitesiyle birebir ilişkilendirilebilir mi? Zamanı yakalamak, hayatı kaçırmak, gelecek kaygısı veya hayata karşı umut çoğumuz için -ihtimal varsa- kendimizi gerçekleştirme yolunda birer ölçüt. Burada akla şu soru geliyor: “Her ay çalışmanıza gerek kalmadan hesabınıza istediğiniz hayat kalitesinde yaşamanızı sağlayan bir para yatsa, zamanınızı neler yaparak geçirirdiniz?” Bu sorunun cevabı başka soruların cevabı da olabilir elbette. Zamanın hâkimi olduğunuzda örneğin sizi mutlu kılacak şeyler mi olurdu yapacaklarınız?

 

Mihaly Csikszentmihalyi belki de bunu düşünerek Akış’ı, “İnsanlar ne zaman mutlu olurlar?” sorusuyla başlatmıştır, kim bilir? Fakat ilk paragraftaki sorunun içinde yer alan maddiyat koşulu mutluluğu garantileyen bir girdi değil Csikszentmihalyi’ye göre. Akış uzun yıllara yayılmış araştırmaların sonuçlarıyla yazılmış, parayla ya da şansla mutluluğa erişilebileceği genel kanısını çürüten bir kitap.

 

Yazar iddiayı baştan öne sürerek, okuyucunun mutlu olma koşullarını öğrenme merakını cezbediyor. En baştan da kitabın adının kaynağına dair bir ipucu vererek de devam eden bölümlerde akışa dair araştırmaların detaylarına ineceğine işaret ediyor: “Bilinçli bir şekilde mutluluğu arayarak ona ulaşamayız.”

 

Bu inceleme, kitabın neredeyse sonuna kadar süren araştırmanın ve çıkarımların detaylarına inmeyecektir. Ama sorulan sorulara ve örneklem gruplarının cevaplarından hareketle yapılan çıkarımlara -mutluluk algımıza dair neler yansıttığını bilmek adına- kısa da olsa yer vermek, mutluluk hakkında kafamızı karıştırmaya ya da tam tersi belki de kendimize dair çoktan farkında olduğumuz şeyleri tasdiklemeye yarayacaktır. Akışın koşulları ve bunları açıklarken geliştirdiği terimlerle (optimum deneyim ve buna zıt sayılan psişik entropi, dönüştürülen trajediler, ototelik kişilik-deneyim) ve karşımıza yeniden düşünmemiz için çıkardığı öz, haz, zevk gibi kavramlarla birlikte; yazarın spor, yemek yemek ve yapmak, müzik, cinsel ilişki, ezber yapmak, düşünmek gibi akış aktivitelerini açıklaması kitabı ilgi çekici kılan diğer faktörlerden.

 

Araştırmada dikkat çekilen ilk nokta insanların en çok eğlendikleri anda nasıl hissettiklerinin sorulması. İlk aşamada zamanlarını tercih ettikleri aktivitelerle geçirenlere -sanatçı, sporcu, müzisyen, cerrah, satranç ustası- sorulan bu sorunun karşılığında “dahil olunan aktivite esnasında diğer hiçbir şeyin öneminin kalmadığı” cevabı alınmış. Buradan hareketle yazar bu sürece “Akış” adı vererek bu kavramın üzerine “Optimum Deneyim Teorisi”ni kurmuş. Bahsedilen deneyim söz konusu insanlar için öyle eğlenceli görülüyor ki onun uğruna büyük bir bedel ödenecek olsa bile sadece bunu yapacaklardır.

 

Başlangıçtaki araştırmanın uzun yıllara yayılarak dünya çapında yapılacak ölçeğe genişletilmesi sonucu “Optimum Deneyim”in kültür, cinsiyet, yaş, gelişmişlik gibi faktörlerin etkisi altında şekillenmediği ortaya çıkmış. Sorulara yanıt verenler Optimum Deneyimi tarif ederken hep aynı yolu izlemiş. Sonuç, kökümüzü yok saymadan kendi eylemlerimizden sorumlu ve kaderimizin efendisi olduğumuzu hissettiğimiz anların optimum deneyime karşılık gelmesi. Bunu deneyimlemek ise hayatın nasıl olması gerektiğine dair belleğimizde dönüm noktalarını teşkil eder. Biraz üzerinde düşünülünce capcanlı hatırladığınız anlar yok mudur? Geçmişinizi taradığınızda sizi hiç olmadığı kadar yükselten ve normalde hiç ya da sıklıkla içinde bulunmadığınız duygu durumlarına sokan iyi deneyimler belki de kitabın ne demek istediğini anlatır size. Kendinize yönelik yapabileceğiniz egzersiz için başlangıç noktası teşkil edebilir bu nokta.

 

Aklınızda bir yol listesi, bir tarif ya da bir rehber oluşturacak bir kitapla karşı kaşıya değilsiniz, ki yazar bunların insanları yine memnuniyetsiz ve yeni bir istek listesiyle hayata devam eden kişiler haline dönüştürdüğünü vurgulamış. Sonuç olarak okuyucu için kitaptan bir şey almaktan ziyade sanki kitap ondan bir şeyler alacakmış gibi bir mantık ortaya çıkıyor. Bir yolculuk sunma mottosunu benimseyen kitap, okuyucuya belirli örnekler sunarak kendine dair bulmacalar yaratmasını ve düşünmesini istiyor. Çünkü bilincimizi kontrol ettiğimiz en ideal seviyede kendimiz üzerine çalışmamız kendimize dair ya da potansiyelimize dair yeni şeyler keşfetmenin yolunu açabilir: “Optimum deneyim bilinçte anbean olanları kontrol etme becerisi üzerine kurulu olduğu için her insan mutlu olmayı kendi kişisel çabalarına ve yaratıcılığına dayanarak başarmalıdır.”

 

Son olarak Akış (Flow) isminin kaynağı ise birebir yapılan görüşmelerde gizli. Çoğunluk en iyi hissettiği durumu betimlerken bu terimi kullanmış: “Yüzmek gibiydi…Akış beni taşıyıp götürdü…” Bu aynı zamanda rüzgârın arkanızdan estiğini bilmek ya da akıntıyla aynı yönde yüzmek gibi çağrışımlar da yaptırıyor. Doğru yolda olduğunuzu hissetme, belki de bunu sorgulamanıza gerek bırakmayan ve sizi alıp götüren bir his. Sudan devam etmek gerekirse Csikszentmihalyi’nin araştırma grubundakilerin benzetmesini ileriye götürmesine yer verilebilir:

 

“Demokritos’un yüzlerce yıl önce söylediği gibi su hem iyi hem kötü hem kullanışlı hem de tehlikeli olabilir ancak tehlike için çare bulunmuştur; yüzmeyi öğrenmek. Bu durumda yüzmek akışın faydalı ve zararlı biçimlerini ayırt etmeyi öğrenmek ve sonra ilkinden mümkün olduğunca faydalanıp diğerine sınırlar koymaktır.”

Yazar: Gülüm Karatufan


Instagram: @gkaratufan 


 

Yayınevi: Buzdağı Yayınları


Çevirmen: Barış Satılmış


Sayfa Sayısı: 416


Ebat: 13,5x21 cm


Baskı Yılı: 2022


Kategori: Psikoloji


Schoolgirl with Books
bottom of page