Schoolgirl with Books

Ölümden Korkan Adam - Cemre Kızıltaş




Günümüzden on yıllar, belki de yüzyıllar önce ölmekten çok korkan bir adamın eline çok eski bir kitap geçmiş. Sahaflardan aldığı bu kitap o kadar eskiymiş ki, kapağını üflediğinde bir toz bulutu havalanmış. Ölümden korkan bu adam aslında sahaflarda ölüme çare bulabileceği, onu alt edebileceği sihirlerin bulunduğu Nuh nebiden kalma el yazmalarını arıyormuş. Kitabı açan adam gözlerine inanamamış. Çünkü neredeyse bin sayfa olan kitapta sadece tek bir cümle varmış, gerisi boşmuş. Üstelik bu kitap hiç bilmediği bir dilde yazılmış. Adam, kitaptaki yabancı dili tercüme etmesi için önce bir Yahudi’ye, sonra bir Rum’a, en sonunda da bir Ermeni’ye gitmiş ama hiçbiri bu dilden anlamamış.


O dönemlerde İstanbul’da gözleri görmediği halde gönül gözüyle her şeyi görebildiğine inanılan bir ermiş yaşarmış. Adam bu ermişe giderek kitaptaki yazının ne olduğunu sormuş. Eliyle kitabın tek cümlelik sayfasına dokunan ermiş hafifçe tebessüm etmiş ve şöyle demiş: "Düşünüyorum, öyleyse varım!" Bu, o dönemlerde bile çok bilindik bir sözmüş tabii. Kitabın neden boş olduğunu sorduğunda ise ermişten; “Geri kalanı kendi hayatınla tamamlayacaksın,” cevabını almış. Eve giden adamın gözüne bütün gece uyku girmemiş ve bu sözü düşünüp durmuş. Sabaha karşı uykuya dalan adam ancak öğle ezanıyla uyanabilmiş ve ilk iş olarak kitaptaki yazıyı tekrar görmek istediğinde kan beynine sıçramış. Çünkü daha dün tek bir cümlenin olduğu kitabın ilk iki sayfası o hiç bilmediği dilde yazılı haldeymiş. Koşa koşa yeniden soluğu ermişin yanında alan adam, bu iki sayfayı kendisine okumasını istediğinde ermiş: “Benden iyi bildiğin bir şeyi sana yeniden anlatamam,” demiş.


Ölümden korktuğu için aynı zamanda sıkça içip sarhoş olan bu adam koltuk altında kitapla Galata'daki meyhanelerden birine demlenmeye gitmiş. Kafasında hep aynı söz dönüp duruyormuş: “Düşünüyorum, öyleyse varım!” Ermiş doğru mu söylüyor? Oldukça makul. Fakat bu düşüncenin tersi de olabilir, var olmadığım, yani bir düş olduğum gerçeği. Düşünen bir adamı düşlüyorum. Düşündüğümü bildiğim için de ben var oluyorum. O hâlde düşündüğümü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da var olduğunu biliyorum. Böylece o da en az benim kadar gerçek oluyor. Acı gerçeğe adım adım yaklaşan adam, şu sonuca varmış: Düşündüğünü düşündüğüm bu adam eğer beni düşlüyorsa, o zaman gerçek olan bir adam beni düşlüyor demektir. Bu da onun gerçek, benim ise bir düş olduğumu gösterir.


Kalbi küt küt atar ve elleri zangır zangır titrerken kitabın sayfalarını hüzünle çeviren adam, her bir sayfanın o hiç bilmediği dille dopdolu olduğunu ve geriye sadece tek bir boş sayfa kaldığını görünce kalan son bir yaprak için düşündüğünü düşlediği adamı düşlemekten vazgeçmiş!


(İhsan Oktay Anar - Puslu Kıtalar Atlası’na ithafen)



Yazar: Cemre Kızıltaş

425 görüntüleme
Schoolgirl with Books