top of page
Schoolgirl with Books

Pandabiyat Aralık 2023 Okuma Listesi



Erlend Loe - Mal Sayımı - Yapı Kredi Yayınları


Boğaziçi’ni izlerken şiirine yeni kelimelerle sarılmış bir şair Nina Faber. İstanbul seyahatinden Oslo’ya dönüp yeni şiir kitabını çıkarıyor ama olaylar beklediği gibi ilerlemiyor. Şiirlerinin aksı gibi, önce dağılıyor, azalıyor, yankılarla çoğalıp sonra bir doruk noktasında uçuşa geçiyor. Coşkulu bir Erlend Loe karakteri o.


Eserleri pek çok ülkede yayımlanan Norveçli yazar Erlend Loe, 2013’te kaleme aldığı “Mal Sayımı”nda son derece akıcı üslubuyla bir yürek çarpıntısına, bir yaşlı şaire dünyada bir nefeslik alan açıyor.


“Mal Sayımı” tıpkı “Doppler” ve “Bildiğimiz Dünyanın Sonu” gibi kült bir metne dönüşüyor.


Çevirmen: Dilek Başak / Sayfa Sayısı: 112/ Kategori: Roman


 

Nuri Bilge Ceylan - Kış Uykusu - Doğan Kitap


Elinizdeki kitapta Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmiyle ilgili pek çok şeyi bir araya getirmeye çalıştık. Sinopsis ve senaryodan yurtiçinde ve dışında film üzerine yazılmış yazılara; yönetmen, oyuncular ve bazı ekip üyeleriyle yapılmış söyleşilerden filmin oluşum sürecinde yönetmenin tuttuğu yapım güncesine kadar pek çok şey... Ve ilk defa gün yüzüne çıkan çok sayıda fotoğraf... Kitapta yer alan senaryo, kurguda atılmış sahneleri de içeren, senaryonun çekim öncesi orijinal ilk hali. Ceylan’ın önceki filmlerinde de yaptığımız gibi yine hiçbir şeyine dokunmadan yayımlıyoruz... Altın Palmiyeli bir Türk filminin nasıl süreçlerden geçerek ortaya çıktığı anlaşılabilsin ve hakkındaki her şey derli toplu bir yerlerde durabilsin diye...


“Kış Uykusu’nu izledikten sonra insan, filmin 196 dakikalık süresi içinde hayatının belli belirsiz bir değişim geçirdiği hissine kapılıyor. Ancak bu değişimin ne olduğunu ve nedenini kestirmek kolay olmuyor. Ya da belki hepimiz salondan çıkarken gerçekleşen değişimin ne olduğunu aslında biliyoruz ama tıpkı Kapadokya’daki ıssız otelin sakinleri gibi küçük dünyalarımızda bir böcek gibi yaşadığımızı kabul etmekten korktuğumuz için kendimize bile itiraf etmekten çekiniyoruz... Kış Uykusu’nu bir başyapıt, karanlık ve dumanlı bir destan kılan şey, uçsuz bucaksız derinliği ve insan olma halinin türlü inceliklerini, tüm dikenleri ve renkleriyle çekinmeden anlatıyor oluşudur...” -Karolina Ginalska, El Espectador Imaginario


“Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu’nu seyrederken, kendi kendime niçin dedim. Niçin her bir ânın hakkını veren bu filmin, onca övgü ve yüceltmenin yanında ‘çok uzun’ diye muzipçe dedikodusu yapıldı? Neydi uzun olan; diyaloglar mı, sahneler mi, hiç kesintiye uğramayan asap bozucu tutarlılığı mı? Sanıyorum seyircinin katlandığı dürüstlüktü uzun olan. Nuri Bilge Ceylan’ın ve muazzam bir senarist olan Ebru Ceylan’ın teklif ettiği hikâye, kolay kolay kimsenin teslim alamayacağı itiraftı. Düşünce üstüne düşünmenin –hele bu topraklarda– ne kadar güç olduğunu hatırlatmaktı. Acı bir dille içten içe eğlendiren tuhaf bir açık sözlülüktü perdeye yansıyan...” -Sema Kaygusuz, T24


“Bu müthiş film, üzerimde hayatım boyunca çıkmayacak bir iz bıraktı, ruhumda tuhaf bir tedirginlik, korku ve melankoli uyandırdı. Hayatları yitip gitmiş bu karakterlerle uzaktan bile olsa bir tür bağımızın olabileceği düşüncesinin yol açtığı sinsi bir kaygı. Ve günün birinde onlara çok daha fazla benzeyeceğimizi biliyor olmanın sonsuz hüznü...” -Pierre Murat, Télérama


“Bir gün şehre farklı bir film çıkagelir. Yüzeyinde basit, neredeyse alçakgönüllü bir görünüm takınıp hikâyesini ve evrenindeki karakterleri parça parça inşa eder. İzlerken ritmiyle büyülenirsiniz. Film de size çaktırmadan burnunuzun ucuna kadar sokulur, en beklemediğiniz anda da gırtlağınıza yapışır. Kış Uykusu benim için böyle bir filmdi. Beni mahvetti...” -Nandia Foteini Vlachou, I know where I’m going


Sayfa Sayısı: 512 / Kategori: Sinema-Senaryo


 

Alejandro Zambra - Şilili Şair - Notos Kitap


“Dünya parçalanıyor, her şey kötüye gidiyor, neredeyse daima sevdiklerimize zarar veriyoruz ve onlar da onulmaz biçimde bize zarar veriyor, belki de herhangi bir umut beslemek için bir nedenimiz bile yok ama en azından bu hikâye iyi bitiyor.”


Şilili Şair edebiyata, özellikle de şiire bir güzelleme. Alejandro Zambra bu acımasız dünyada okuyup yazmanın anlamını, bir ailenin parçası olmanın zorluklarını açık yürekli, mizah dolu ve umut veren bir anlatımla sorguluyor.


Çevirmen: Saliha Nilüfer / Sayfa Sayısı: 416 / Kategori: Edebiyat




 

Hasan Kılıç - Çekmece - Parma Kitap


Bir nehir gibi akıp giden zamanın içerisinde, ben sadece ileriye doğru akmak, tüm engelleri aşarak denize ulaşmak istiyorum. Etrafımda beliren taşların, sarp dağların ötesinde, ulaşmam gereken bir ufuk çizgisi var. En önde, en yüksekte ve en güçlü olmanın çağrısına direnemiyorum. Bu körüklenen hırs, içimde bir volkanın lavları gibi kabarıyor, beni bilinmez bir yarına sürüklüyor; bir yıldızın parlaklığında kaybolma ihtimaliyle.


Hasan Kılıç, çok kısa sürede olgunlaştırdığı öykülerinde, dikkat çekici bir özgünlük yakalıyor. Birbirinden farklı zamanları, değişik mekânları anlatıyor. Aralarında uçurumlar bulunduğunu düşünebileceğimiz insanlar arasında şaşırtıcı benzerlikler yakalıyor. Cesur biçimsel denemeler yapıyor. Okurun ilgi göstereceğini düşünüyoruz.


Sayfa Sayısı: 74 / Kategori: Öykü


 

Cuniçiro Tanizaki - Bataklık - İthaki Yayınları


“Merak ediyordum, acaba bu adamın kalbinde tutku denen bir şey var mıydı? Diğer insanlar gibi bu adam da hiç ağlamış, öfkelenmiş ve şaşırmış mıydı? Kocamın soğuk kişiliği karşısında sadece avutulamaz bir yalnızlık hissetmekle kalmayıp farkına bile varmadan içimde şeytanî bir merak duygusu uyanmıştı. Bu duygu, benim önceki aşk ilişkimin, Mitsuko-san’la yaşadıklarımın ve sonrasındaki olayların kaynağı olmuştu.”


20. yüzyıl Japon edebiyatının devlerinden, büyük eserlerin yaratıcısı Cuniçiro Tanizaki, kariyeri boyunca ülkesinde döneminin en büyük yazarı olarak kabul gördü, daha sonra ise Haruki Murakami, Yasunari Kavabata ve Yukio Mişima’yla birlikte savaş sonrası Japon edebiyatının “büyük dörtlü”sünden biri olarak anıldı. Eserlerinde kadın erkek ilişkilerini, erotizmi ve saplantıları cesurca işleyen Tanizaki, Bataklık’ta kıskançlık ve aldatma üzerine gerilim dolu bir hikâye anlatıyor.


Sonoko, heyecansız bir evliliği olan kültürlü bir Osaka kadınıdır. Şehirde bir sanat kursuna gitmeye karar verdiğinde, zeki olduğu kadar güzel ve karizmatik bir kadın olan olağanüstü Mitsuko’yla tanışır. Sonoko, Mitsuko’ya âşık olur ve ikili tutkulu bir ilişkiye başlar. Başta her şey güzel giderken Sonoko kısa süre içinde kendisini seks, aşağılama ve aldatmacadan oluşan bir bataklığın içinde bulacaktır.


Çevirmen: Nilay Çalşimşek / Sayfa Sayısı: 240 / Kategori: Roman

Schoolgirl with Books
bottom of page